Biri Beni Özel Fotoğraflarımla Tehdit Ediyor, Ne Yapabilirim?
Elektronik Delillere El Konulması Durumunda Hangi Haklara Sahibim?
Sosyal Medya Hesabım CSAM Sebebiyle Kapatıldı

Elektronik Delillere El Konulması Durumunda Hangi Haklara Sahibim?

Kıdemli Avukat
Avukat692 yazı

Av. Nasuh Buğra Karadağ Ankara Barosu’na bağlı olarak faaliyet göstermekte olup Türkiye Barolar Birliği sicil numarası 166589 ve Ankara Barosu sicil numarası 36…

Elektronik Delillere El Konulması Durumunda Hangi Haklara Sahibim?

Bir sabah kapınız çalınıyor. Gelenler, ellerinde bir arama kararıyla kolluk görevlileri. Evinize giriyor, bilgisayarınıza, telefonunuza, tabletinize, hatta belki de yıllardır dokunmadığınız eski harici diskinize uzanıp “bunlara el koyuyoruz” diyorlar. O an, içinizden bir şey kopuyor. Çünkü o cihazlar yalnızca birer elektronik alet değil; onlar sizin kişisel tarihiniz, özel yazışmalarınız, aile fotoğraflarınız, banka hesap bilgileriniz, iş sırlarınız, tıbbi kayıtlarınız ve en mahrem düşüncelerinizin saklandığı dijital benliğiniz. Şimdi bu benlik, tanımadığınız kişilerin elinde, onların incelemesine açık. Bu durum, modern hukukun en karmaşık ve en hassas meselelerinden birini oluşturur: Elektronik delillere el konulması. Peki, bu süreçte hangi haklara sahipsiniz? Yetkililer her şeyi okuyabilir mi? Cihazınızı ne zaman geri alabilirsiniz? Şifrenizi vermek zorunda mısınız? İşte bu makale, tam da bu sorulara, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve ilgili Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi kararları ışığında, kapsamlı ve uygulanabilir cevaplar vermek için hazırlanmıştır.

Elektronik Delil Nedir ve Neden Özel Bir Koruma Gerektirir?

Elektronik delil, en geniş tanımıyla, dijital ortamda bulunan ve bir suçun aydınlatılmasında veya bir hukuki uyuşmazlığın çözümünde kanıt olarak kullanılabilecek her türlü veridir. Bu veriler, bir e-posta iletisi, bir WhatsApp mesajı, bir sosyal medya gönderisi, bir kelime işlemci belgesi, bir fotoğraf, bir video, bir ses kaydı, bir sunucu günlüğü (log kaydı), bir GPS konum verisi ve hatta silinmiş gibi görünen ancak adli bilişim teknikleriyle geri getirilebilen dosya kalıntıları olabilir. Geleneksel bir kâğıt belgeden farklı olarak, elektronik delil son derece hacimlidir, kolayca kopyalanabilir, değiştirilebilir veya yok edilebilir ve en önemlisi, sahibi hakkında, belki de kendisinin dahi farkında olmadığı kadar çok ve ayrıntılı bilgi içerir. İşte tam da bu nedenle, elektronik delillere el konulması, Anayasa’nın aynı anda birden fazla temel hakkına dokunan, son derece ağır bir koruma tedbiridir. Anayasa’nın 20. maddesi özel hayatın gizliliğini, 21. maddesi konut dokunulmazlığını, 22. maddesi haberleşme hürriyetini ve 35. maddesi mülkiyet hakkını güvence altına alır. Bilgisayarınıza veya telefonunuza el konulması, bu hakların tümüne aynı anda ve en yoğun şekilde müdahale edilmesi anlamına gelir. Bu nedenle, Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca, bu müdahale ancak kanunla öngörülebilir, meşru bir amaca dayanabilir ve ölçülü olabilir. CMK ise, bu anayasal ilkeleri somutlaştıran ve sıkı usul güvenceleri getiren ayrıntılı bir düzenleme içerir.

CMK Madde 134 ve Özel Koruma Rejimi

Elektronik delillere el konulması, CMK’da özel bir düzenlemeye kavuşturulmuştur. CMK’nın 134. maddesi, “Bilgisayarlarda, Bilgisayar Programlarında ve Kütüklerinde Arama, Kopyalama ve Elkoyma” başlığını taşır ve bu alandaki en kritik hukuki güvenceleri içerir. Bu madde, sıradan bir eşyaya el konulmasından (CMK m. 122 vd.) çok daha sıkı koşullar öngörür.

Maddenin birinci fıkrasına göre, bir soruşturma sırasında, bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama yapılabilmesi, buradaki verilerin kopyalanabilmesi ve cihazlara el konulabilmesi için, kural olarak bir hâkim kararı şarttır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile de bu işlemler yapılabilir; ancak bu emir, yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunulmak zorundadır. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklamazsa, el koyma kendiliğinden kalkar ve cihaz derhal iade edilmelidir. Bu süreler, Anayasa’nın 21. maddesinde de öngörülen anayasal güvencelerdir ve en ufak bir ihlali, yapılan işlemi hukuka aykırı hale getirir.

CMK m. 134’ün ikinci fıkrası, belki de bu düzenlemenin en önemli güvencesini içerir: Ölçülülük ilkesi. Buna göre, bilgisayar ve bilgisayar programlarında arama yapılabilmesi ve verilere el konulabilmesi için, öncelikle “cihaza el konulmaksızın, verilerin bir kopyasının alınması” yoluna gidilmesi esastır. Yani kolluk, mümkün olduğunca, sizin bilgisayarınızı veya telefonunuzu alıp götürmek yerine, olay yerinde, sınırlı bir inceleme yaparak yalnızca soruşturmayla ilgili verilerin bir kopyasını almakla yetinmelidir. Eğer bu mümkün değilse -örneğin, şifreleme nedeniyle olay yerinde verilere erişilemiyorsa veya kopyalama işlemi teknik olarak orada yapılamıyorsa- cihaza el konulabilir. Ancak bu durumda dahi, şifre çözümlemesi yapıldıktan ve ilgili veriler kopyalandıktan sonra, cihaz gecikmeksizin sahibine iade edilmelidir. AYM’nin 2014/3986 Bireysel Başvuru Numaralı kararında, bilgisayarlara ve harici disklere el konulması ve bunların uzun süre iade edilmemesinin, ölçülülük ilkesini ihlal ettiğine ve mülkiyet hakkıyla özel hayatın gizliliği hakkının ihlalini oluşturduğuna hükmedilmiştir.

El Koyma Sırasında Sahip Olduğunuz Temel Haklar

Cihazınıza el konulduğu anda, size bir elkoyma tutanağı verilmelidir. Bu tutanak, CMK’nın 127. maddesi uyarınca, el konulan cihazın markasını, modelini, seri numarasını ve diğer ayırt edici özelliklerini içermelidir. Bu tutanağı kaybetmeyin; iade talep ederken en önemli referans belgeniz budur. Eğer size bir tutanak verilmemişse, derhal talep edin. CMK m. 134’ün üçüncü fıkrası, bir başka kritik güvenceyi daha içerir: Bilgisayar ve bilgisayar kütüklerine el koyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklenmesi (adli imajının alınması) sağlanır. Alınan bu yedekten bir kopya, şüpheliye veya vekiline verilir. Bu düzenleme, veri bütünlüğünün korunması ve şüphelinin ileride verilerin değiştirildiği iddiasında bulunabilmesinin önüne geçilmesi açısından son derece önemlidir. Ayrıca, yedekleme işlemi, şüpheli veya müdafiinin talebi halinde, onların gözetiminde yapılır. Bu hüküm, şeffaflığı ve adil yargılanma hakkını güçlendiren bir usul güvencesidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2017/956 Esas, 2020/145 Karar sayılı kararında, CMK m. 134/3’te öngörülen yedekleme ve bir kopyanın şüpheliye verilmesi usulüne uyulmamasını, savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirmiş ve bu eksikliği bozma sebebi saymıştır.

Ayrıca, el koyma işlemi sırasında ve sonrasında, cihazınızdaki verilerin güvenliği ve bütünlüğü, adli bilişim incelemesini yapan uzmanların yetkinliğine ve kullanılan prosedürlere bağlıdır. İnceleme, mutlaka konusunda uzman bilirkişiler tarafından, zincirleme delil güvenliği (chain of custody) ilkelerine uygun olarak yapılmalıdır. Zincirleme delil güvenliği, cihazın ele geçirildiği andan itibaren, incelenmesi ve raporlanması da dâhil olmak üzere, her aşamada kimler tarafından, ne zaman ve nasıl işlem yapıldığının kayıt altına alınmasıdır. Bu zincirdeki herhangi bir kopukluk, delilin bütünlüğünün bozulduğu ve manipülasyona açık hale geldiği anlamına gelir ve bu durum, CMK’nın 217. maddesi uyarınca delilin hukuka aykırı sayılmasına yol açabilir.

Şifreleme, Susma Hakkı ve Şifre Verme Zorunluluğu

Dijital cihazınıza el konulduğunda, yetkililerin karşılaştığı en büyük teknik engel, çoğu zaman şifrelemedir. Günümüzde akıllı telefonların ve bilgisayarların büyük çoğunluğu, varsayılan olarak tam disk şifrelemesi ile gelir. Bu, cihazın içindeki verilerin, doğru şifre veya biyometrik veri (parmak izi, yüz tanıma) olmadan okunamaz hale gelmesi demektir. Peki, şifrenizi vermek zorunda mısınız? Yetkililer, parmak izinizi veya yüzünüzü kullanarak cihazın kilidini açabilir mi?

Anayasa’nın 38. maddesinin 5. fıkrası, “Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz” hükmüyle, susma hakkını ve kişinin kendi aleyhine delil vermeye zorlanamaması ilkesini (nemo tenetur se ipsum accusare) güvence altına almıştır. CMK’nın 147. maddesi de bu anayasal hakkı, şüphelinin ifadesinin alınması sırasında hatırlatılması gereken haklar arasında saymıştır. Bu ilke, şifre verme zorunluluğu bağlamında şu soruyu akla getirir: Bir şifre, kişinin zihninde saklı olan bir bilgidir. Kişiyi bu bilgiyi açıklamaya zorlamak, onu kendi aleyhine delil vermeye zorlamak anlamına gelir mi? Yargıtay’ın ve AYM’nin bu konudaki yaklaşımı, şifrenin “zihinsel bir içerik” olduğu ve kişinin bu içeriği açıklamaya zorlanamayacağı yönündedir. Buna karşılık, biyometrik veriler (parmak izi, yüz tanıma) ile cihazın kilidinin açılması konusunda tartışma daha da derindir. Parmak izi ve yüz, kişinin zihinsel bir ürünü değil, fiziksel varlığının bir parçasıdır. AİHM’in ve bazı yabancı mahkemelerin bu konuda farklı yönlerde kararları bulunmakla birlikte, Türk hukukunda bu konuda henüz net ve bağlayıcı bir içtihat oluşmuş değildir. Bununla birlikte, genel eğilim, kişinin iradesi dışında, fiziksel müdahale ile biyometrik verisinin kullanılmasının, ölçülülük ilkesi ve insan onuru bağlamında sorunlu olduğu yönündedir.

İtiraz Hakkı ve Hukuka Aykırılığın Sonuçları

Cihazınıza hukuka aykırı bir şekilde el konulduğunu veya verilerinizin hukuka aykırı olarak incelendiğini düşünüyorsanız, başvurabileceğiniz birden fazla hukuki yol bulunmaktadır. İlk ve en hızlı yol, el koyma kararını veren mercie veya bu kararın icrasını denetleyen Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz etmektir. CMK’nın 267. maddesi uyarınca, hâkim kararlarına karşı itiraz süresi, kararın tebliğinden itibaren yedi gündür. İtiraz dilekçenizde, el koyma işleminin neden hukuka aykırı olduğunu, örneğin makul şüphe bulunmadığını, ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğini, gece vakti yapıldığını veya CMK m. 134’teki usul güvencelerine uyulmadığını somut olarak belirtmeniz gerekir.

İkinci yol, CMK’nın 141. maddesi uyarınca tazminat davası açmaktır. Kanuna uygun olmaksızın yapılan arama ve el koyma işlemleri nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini talep edilebilir. Özellikle cihazın uzun süre iade edilmemesi, ticari faaliyetlerin sekteye uğraması, verilerin ifşa olması gibi durumlarda, uğradığınız zararı bu dava yoluyla talep edebilirsiniz. AYM’nin 2013/409 Bireysel Başvuru Numaralı kararında, hukuka aykırı arama nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.

Üçüncü yol, Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudur. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesi uyarınca, iç hukuk yolları tüketildikten sonra, Anayasa’da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerden birinin ihlal edildiği gerekçesiyle AYM’ye başvurulabilir. Bu başvuru, ihlali öğrendiğiniz tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır.

Elektronik cihazlarınıza el konulması, dijital çağda bireyin mahremiyetine, mülkiyetine ve özel hayatına yöneltilmiş en ağır müdahalelerden biridir. Ancak bu müdahale, hukukun çizdiği sınırlar içinde kalmak zorundadır. CMK’nın 134. maddesi, bu konuda oldukça ileri düzeyde bir koruma sağlamakta; şifreleme ise bu hukuki korumayı teknik olarak tamamlamaktadır. Hukuka aykırı bir el koyma veya inceleme ile karşılaştığınızda, sessiz kalmamanız, yukarıda belirtilen başvuru yollarını kullanarak haklarınızı aramanız, yalnızca kendi mağduriyetinizin giderilmesi için değil, aynı zamanda hukuk devletinin işlerliğini sağlamak için de hayati önem taşır.

Sıkça Sorulan Sorular

Cihazıma el konuldu, şifremi vermek zorunda mıyım? Hayır. Anayasa’nın 38. maddesi ve CMK’nın 147. maddesi uyarınca, susma hakkı ve kendi aleyhine delil vermeye zorlanamama ilkesi, sizi şifrenizi açıklamaya zorlamaktan korur. Şifre, zihinsel bir içeriktir ve siz bu içeriği açıklamak zorunda değilsiniz.

Cihazımı ne zaman geri alabilirim? CMK’nın 132. maddesi uyarınca, el konulan eşya, soruşturma için artık gerekli değilse derhal iade edilmelidir. CMK’nın 134. maddesi uyarınca, verilerin kopyası alındıktan sonra cihaz gecikmeksizin iade edilmelidir. Uzun süre iade edilmemesi halinde, Sulh Ceza Hâkimliğine başvurarak iadesini talep edebilirsiniz.

El koyma sırasında avukatımı çağırabilir miyim? Evet, CMK’nın 149. maddesi uyarınca, şüpheli sıfatınız varsa veya daha sonra bu sıfatı alabileceğiniz bir durum söz konusuysa, her aşamada bir müdafiin yardımından yararlanabilirsiniz. Avukatınızın arama ve el koyma sırasında hazır bulunması, işlemin hukuka uygunluğunu denetlemeniz açısından son derece önemlidir.


Bilgilendirme Notu

Bu yazı, yasal haklarınızı öğrenmeniz ve bilinçlenmeniz amacıyla, sosyal sorumluluk bilinciyle ve toplumsal fayda gözetilerek hazırlanmıştır. Yazının iş elde etme amacı bulunmamaktadır.

Gizlilik

Avukatlık mesleğinin en önemli etik ilkelerinden biri gizlilik olup, hukuk büromuz; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile belirlenen gizlilik ve sır saklama ilkesini büyük bir özen ve hassasiyet göstererek uygulamaktadır.

Bu makale, Ankara Barosu’na kayıtlı Avukat Nasuh Buğra Karadağ tarafından, yalnızca bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, yasal haklarınızı öğrenmeniz ve bilinçlenmeniz amacıyla, sosyal sorumluluk bilinciyle ve toplumsal fayda gözetilerek hazırlanmıştır. Yazının iş elde etme amacı bulunmamaktadır. Ancak, okuduğunuz yazıyla ilgili herhangi bir hukuki sorununuz veya sorularınız varsa, aşağıdaki iletişim bilgilerimizden ya da İletişim Sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Gizlilik

Avukatlık mesleğinin en önemli etik ilkelerinden biri gizlilik olup, hukuk büromuz; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile belirlenen gizlilik ve sır saklama ilkesini büyük bir özen ve hassasiyet göstererek uygulamaktadır. Bununla beraber ofisimiz, müvekkillere ait bilgi, belge ve verileri sır tutma yükümlülüğü ve veri sorumluluğu kapsamında gizli tutmakta, üçüncü kişilerle ve kurumlarla hiçbir durumda ve hiçbir şekilde paylaşmamaktadır. Bu bağlamda ofisimiz, dava dosyaları ile ilgili sır saklama yükümlülüğüne uyulacağını yazılı olarak da ilke edinmiştir.

Bu makale, Ankara Barosu’na kayıtlı Avukat Nasuh Buğra Karadağ tarafından, yalnızca bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Avukat Nasuh Buğra Karadağ, Ceza Hukuku ve Bilişim Hukuku alanlarında uzmanlaşmış olup, Türkiye Barolar Birliği sicil numarası 166589 ve Ankara Barosu sicil numarası 36075 ile kayıtlıdır. Yayınlanmış eserleri arasında, Seçkin Yayınevi tarafından Nisan 2024’te yayımlanan Dijitalleşme Çağında Hukuk: Yeni Teknolojilerin Hukuk Sistemlerine Etkileri adlı kitabı ile yabancılara Türk hukuk sistemini temel düzeyde anlatmak amacıyla hazırladığı ücretsiz e-kitaplar Turkish Civil Law Handbook for Foreigners, Turkish Criminal Law Handbook for Foreigners ve Turkish Business Law Handbook for Foreigners yer almaktadır. Hukuki hizmetlerinin resmiyetini ve yetkinliğini teyit etmek isteyen kişiler, Türkiye Barolar Birliği’nin resmi web sitesi (www.barobirlik.org.tr) veya Ankara Barosu’nun çevrim içi platformları aracılığıyla doğrulama yapabilirler. Bu makalenin tüm hakları Av. Nasuh Buğra Karadağ’a aittir. İzinsiz kopyalanması, başka bir sitede yayınlanması veya herhangi bir şekilde çoğaltılması halinde, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca maddi ve manevi tazminat davası başta olmak üzere tüm yasal haklarımız saklıdır. Makale içeriğindeki bilgiler hukuki danışmanlık niteliği taşımaz, güncel mevzuat ve içtihat değişiklikleri için mutlaka bir avukata danışınız.

Oyla
5,0/5 - (1 oy)
Kıdemli Avukat
Avukat692 yazı

Av. Nasuh Buğra Karadağ Ankara Barosu’na bağlı olarak faaliyet göstermekte olup Türkiye Barolar Birliği sicil numarası 166589 ve Ankara Barosu sicil numarası 36…

Add a comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »
Danışma Hattı