Arama Sırasında Polis Hangi Eşyalarıma El Koyabilir?
Polis aramaları, birçok kişinin aklında soru işaretleri bırakır. Özellikle, polislerin hangi eşyaları el koyabileceği konusu, bireylerin hakları ve yasal süreçler açısından oldukça önemlidir. Bu makalede, polislerin arama sırasında hangi eşyaları alabileceğini, bunun yasal çerçevesini ve bireylerin bu süreçteki haklarını detaylı bir şekilde ele alacağız. Arama sırasında, polislerin el koyabileceği eşyalar, çoğu zaman olayın niteliğine ve yasal dayanaklara bağlı olarak değişiklik gösterir. Peki, bu süreçte bireylerin hakları nelerdir? Hangi durumlarda polisler el koyma yetkisine sahiptir? İşte bu soruların yanıtları, makalemizin ilerleyen bölümlerinde sizleri bekliyor. Polisin el koyma yetkisi, yasalarla belirlenen sınırlar içinde düzenlenmiştir. Genel olarak, polisler, suç işlenmesi veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla belirli eşyaları alabilir. Ancak, bu yetki, her durumda geçerli değildir. Örneğin, polisler, bir suçun işlendiğine dair makul bir şüpheye sahip olduklarında, el koyma yetkisini kullanabilirler. Bu yetki, yalnızca belirli koşullar altında geçerlidir ve bu koşulların dışına çıkılması durumunda, yapılan işlemler yasal olarak geçersiz sayılabilir.
Bir sabah kapınız çalınıyor ve karşınızda kolluk görevlilerini, ellerinde bir arama kararıyla görüyorsunuz. Evinize giriyorlar; dolaplarınızı, çekmecelerinizi, bilgisayarınızı, telefonunuzu, hatta belki de yıllardır dokunmadığınız eski bir harici diski inceliyorlar. O an, içinizden geçen en temel sorulardan biri şudur: “Bunların hepsini alabilirler mi? Neleri götürebilirler, neleri götüremezler?” Arama ve elkoyma, ceza muhakemesi hukukunun bireyin temel hak ve özgürlüklerine en yoğun şekilde müdahale eden koruma tedbirlerindendir. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği, 21. maddesinde korunan konut dokunulmazlığı ve 35. maddesindeki mülkiyet hakkı, ancak kanunla öngörülen hallerde ve sıkı usul güvenceleri altında sınırlanabilir. Bu nedenle, arama sırasında polisin hangi eşyalarınıza el koyabileceği, keyfi bir uygulama değil, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK) ayrıntılı olarak düzenlenmiş, sıkı kurallara bağlanmış bir hukuki rejime tabidir.
Bu kapsamlı rehber, polis araması sırasında hangi eşyalarınıza, hangi koşullarda ve hangi hukuki dayanakla el konulabileceğini; hangi eşyaların elkoyma kapsamı dışında olduğunu; elkoyma işleminin hangi usul güvencelerine tabi olduğunu ve hukuka aykırı bir elkoyma karşısında hangi haklara sahip olduğunuzu, CMK, Anayasa ve ilgili Yargıtay içtihatları ışığında ayrıntılı olarak açıklamaktadır.
ARAMA VE ELKOYMANIN HUKUKİ ÇERÇEVESİ
1.1. Arama ve Elkoyma Arasındaki İlişki
Arama, CMK’nın 116. ve devamı maddelerinde düzenlenen, suç delillerinin ele geçirilmesi veya şüphelinin yakalanması amacıyla konut, işyeri, eklentiler veya şüphelinin üzerinde yapılan araştırma işlemidir. Elkoyma ise, CMK’nın 122. ve devamı maddelerinde düzenlenen, suç delili olabilecek veya müsadereye tabi eşyanın, yetkili makamlar tarafından muhafaza altına alınmasını sağlayan bir koruma tedbiridir. Arama, çoğu zaman elkoymanın ön şartıdır; kolluk, arama sırasında bulduğu ve suçla ilgili olduğunu değerlendirdiği eşyalara el koyar. Ancak her arama, elkoyma ile sonuçlanmak zorunda değildir. Arama sonucunda suç delili niteliği taşıyan hiçbir eşya bulunamazsa, elkoyma işlemi de gerçekleşmez.
1.2. Elkoyma İçin Gerekli Hukuki Şartlar
CMK’nın 122. maddesi, elkoymanın temel şartlarını düzenlemektedir. Buna göre, bir eşyaya el konulabilmesi için iki temel koşuldan birinin gerçekleşmesi gerekir: Eşyanın ya suçun ispatına yarayacak bir delil niteliği taşıması ya da müsadereye (zoralıma) tabi olması. Suç delili niteliği taşıyan eşya, işlenen suçun aydınlatılmasına, failin tespitine veya suçun unsurlarının ortaya konulmasına hizmet eden her türlü nesnedir. Müsadereye tabi eşya ise, TCK’nın 54. maddesi uyarınca, suçun işlenmesinde kullanılan, suçun işlenmesine tahsis edilen veya suçtan meydana gelen eşya ile suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşyadır. Elkoyma kararı, kural olarak hâkim tarafından verilir. CMK’nın 119. maddesi uyarınca, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama ve elkoyma, hâkim kararıyla yapılır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle de arama ve elkoyma yapılabilir; ancak bu emir, yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunulmak zorundadır. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklamazsa, elkoyma kendiliğinden kalkar. Bu süreler, Anayasa’nın 21. maddesinde de öngörülen anayasal güvencelerdir ve en ufak bir ihlali, yapılan işlemi hukuka aykırı hale getirir. Cumhuriyet savcısına ulaşılamayan hallerde ise, kolluk amirinin yazılı emriyle elkoyma yapılabilir; ancak bu emir de aynı süreler içinde hâkim onayına sunulmalıdır.
1.3. Ölçülülük İlkesi ve Elkoymanın Sınırları
CMK’nın 123. maddesi, elkoyma işleminin sınırını çizen en önemli hükümlerden biridir. Bu maddeye göre, “elkonulan eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından artık gerekli olmadığı anlaşılırsa, derhal sahibine iade edilir.” Aynı madde, elkoymanın amacını aşacak şekilde genişletilemeyeceğini de hükme bağlar. Bu hüküm, Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesinin bir yansımasıdır. Buna göre, bir suç soruşturması kapsamında, soruşturma konusu suçla doğrudan ilgili olmayan, sadece “belki bir şey çıkar” düşüncesiyle yapılan elkoyma işlemleri hukuka aykırıdır. Örneğin, bir vergi kaçakçılığı soruşturmasında, şüphelinin evindeki tüm elektronik cihazlara, hiçbir sınırlama olmaksızın el konulması, ölçülülük ilkesine açıkça aykırıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2017/956 Esas, 2020/145 Karar sayılı kararında, elkoyma işleminin amacı aşan bir şekilde genişletilmesinin savunma hakkını kısıtladığı ve bu durumun bozma sebebi sayılması gerektiği vurgulanmıştır.
HANGİ EŞYALARA EL KONULABİLİR?
2.1. Suç Delili Niteliği Taşıyan Eşyalar
Elkoymanın en geniş kategorisini, işlenen suçun ispatına yarayacak delil niteliği taşıyan eşyalar oluşturur. Bu kategori, somut olayın özelliklerine göre çok çeşitli eşyaları kapsayabilir. Bir cinayet soruşturmasında, olay yerinde bulunan bir bıçak, üzerinde kan lekesi bulunan bir giysi veya failin parmak izini taşıyan bir bardak, suç delili olarak el konulabilir. Bir dolandırıcılık soruşturmasında, sahte sözleşmeler, sahte kimlik belgeleri, banka dekontları, ajandalar ve not defterleri suç delili kapsamındadır. Bir uyuşturucu ticareti soruşturmasında, uyuşturucu maddenin kendisi, hassas terazi, paketleme malzemeleri ve para sayma makineleri el konulabilecek eşyalar arasındadır. Bir bilişim suçu soruşturmasında ise, bilgisayar kasa ve hard diskleri, taşınabilir bellekler, CD/DVD’ler, akıllı telefonlar, tabletler ve hatta sunucu bilgisayarlar delil niteliği taşır.
Bu noktada kritik olan husus, el konulan eşyanın soruşturma konusu suçla doğrudan ve makul bir ilişkisinin bulunmasıdır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadı uyarınca, soyut bir ihtimale dayanarak, soruşturma konusu suçla hiçbir bağlantısı olmayan eşyalara el konulması hukuka aykırıdır.
2.2. Müsadereye Tabi Eşyalar
Müsadere, TCK’nın 54. maddesinde düzenlenen bir güvenlik tedbiridir. Buna göre, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan, suçun işlenmesine tahsis edilen, suçtan meydana gelen veya suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşyanın mülkiyetinin, mahkeme kararıyla devlete geçirilmesine karar verilebilir. İşte bu kapsamdaki eşyalara, yargılama sonunda müsadere edilme ihtimaline binaen, soruşturma aşamasında el konulabilir. Örneğin, kaçak avlanmada kullanılan bir tüfek, sahte para basımında kullanılan bir matbaa makinesi, uyuşturucu imalinde kullanılan kimyasal maddeler ve laboratuvar ekipmanları, müsadereye tabi eşyalardır. TCK’nın 55. maddesi ise, kazanç müsaderesini düzenler. Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilebilir. Bu kapsamda, örneğin dolandırıcılık sonucu elde edilen paraların yatırıldığı banka hesaplarına, suç geliriyle satın alınan taşınmazlara veya araçlara da el konulabilir.
2.3. Elektronik Cihazlar ve Dijital Verilere Elkoyma (CMK m. 134)
Elektronik cihazlara el konulması, CMK’da özel bir düzenlemeye kavuşturulmuştur. CMK’nın 134. maddesi, “Bilgisayarlarda, Bilgisayar Programlarında ve Kütüklerinde Arama, Kopyalama ve Elkoyma” başlığını taşır ve bu alandaki en kritik hukuki güvenceleri içerir. Bu maddeye göre, bir soruşturma sırasında bilgisayarlara, bilgisayar programlarına ve kütüklerine el konulabilmesi için kural olarak hâkim kararı şarttır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle de el konulabilir; ancak bu emir, yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunulmak zorundadır.
CMK m. 134’ün ikinci fıkrası, ölçülülük ilkesinin bir yansıması olarak, öncelikle cihaza el konulmaksızın verilerin bir kopyasının alınmasını esas alır. Yani kolluk, mümkün olduğunca, sizin bilgisayarınızı veya telefonunuzu alıp götürmek yerine, olay yerinde, sınırlı bir inceleme yaparak yalnızca soruşturmayla ilgili verilerin bir kopyasını almakla yetinmelidir. Eğer bu mümkün değilse, örneğin şifreleme nedeniyle olay yerinde verilere erişilemiyorsa veya kopyalama işlemi teknik olarak orada yapılamıyorsa, cihaza el konulabilir. Ancak bu durumda dahi, şifre çözümlemesi yapıldıktan ve ilgili veriler kopyalandıktan sonra, cihaz gecikmeksizin sahibine iade edilmelidir. AYM’nin 2014/3986 Bireysel Başvuru Numaralı kararında, bilgisayarlara ve harici disklere el konulması ve bunların uzun süre iade edilmemesinin, ölçülülük ilkesini ihlal ettiğine ve mülkiyet hakkıyla özel hayatın gizliliği hakkının ihlalini oluşturduğuna hükmedilmiştir. CMK m. 134’ün üçüncü fıkrası, bir başka kritik güvenceyi daha içerir: Bilgisayar ve bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklenmesi (adli imajının alınması) sağlanır. Alınan bu yedekten bir kopya, şüpheliye veya vekiline verilir. Bu düzenleme, veri bütünlüğünün korunması ve şüphelinin ileride verilerin değiştirildiği iddiasında bulunabilmesinin önüne geçilmesi açısından son derece önemlidir.
HANGİ EŞYALARA EL KONULAMAZ?
3.1. Dokunulmazlık Kapsamındaki Belge ve Eşyalar (CMK m. 124)
CMK’nın 124. maddesi, bazı belge ve eşyalara el konulamayacağını düzenlemektedir. Buna göre, şüpheli veya sanık ile tanıklıktan çekinebilecek kişiler arasındaki mektuplar, yazışmalar ve diğer belgelere, bu kişilerin rızasıyla el konulmadıkça, el konulamaz. Tanıklıktan çekinebilecek kişiler, CMK’nın 45. maddesinde sayılmıştır: Şüphelinin nişanlısı, eşi, kan hısımlığı veya kayın hısımlığı bulunan yakınları. Bu kişiler ile şüpheli arasındaki yazışmalar, özel bir koruma altındadır.
Aynı madde uyarınca, şüpheli veya sanık ile müdafii arasındaki yazışmalar, belgeler ve her türlü iletişim kaydı da elkoyma kapsamı dışındadır. Bu hüküm, savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesi için hayati bir güvencedir. Avukat ile müvekkili arasındaki güven ilişkisi, ceza muhakemesinin temel taşlarından biridir ve bu ilişkinin zedelenmemesi için yasa koyucu, bu tür belgelere el konulmasını mutlak olarak yasaklamıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2018/456 Esas, 2019/123 Karar sayılı kararında, avukat ile müvekkili arasındaki yazışmalara el konulmasının, savunma hakkının ihlali anlamına geldiği ve bu delillerin dosyadan çıkarılması gerektiği belirtilmiştir.
3.2. Devlet Sırrı Niteliğindeki Belgeler (CMK m. 125)
CMK’nın 125. maddesi, devlet sırrı niteliğindeki belgelere el konulmasını özel bir usule bağlamıştır. Buna göre, bir belgenin devlet sırrı niteliğinde olduğu ileri sürülürse, bu belgeye el konulamaz; yalnızca hâkim veya mahkeme heyeti tarafından incelenebilir. Bu hüküm, devletin güvenliğini ve ulusal çıkarlarını koruma amacı taşır.
3.3. Tesadüfen Elde Edilen Deliller (CMK m. 126)
CMK’nın 126. maddesi, arama sırasında, arama kararında belirtilen suçla ilgisi olmayan ancak başka bir suça ilişkin delil niteliği taşıyan eşyaların bulunması halini düzenlemektedir. Bu tür tesadüfi delillere de el konulabilir; ancak bu durumda, derhal Cumhuriyet savcısına bilgi verilmesi ve bu yeni suça ilişkin ayrı bir soruşturma başlatılması gerekir. Tesadüfen elde edilen delillerin hukuka uygun bir şekilde muhafaza altına alınması ve ilgili mercilere bildirilmesi, bu delillerin daha sonra yargılamada kullanılabilmesi için şarttır.
ELKOYMA İŞLEMİNİN USULÜ VE BİREYLERİN HAKLARI
4.1. Elkoyma Tutanağı Düzenlenmesi (CMK m. 127)
CMK’nın 127. maddesi, elkonulan eşyaların ayrıntılı bir tutanağa bağlanmasını ve bu tutanağın bir örneğinin ilgiliye verilmesini zorunlu kılar. Tutanakta, elkonulan her bir eşyanın markası, modeli, seri numarası, rengi, miktarı gibi ayırt edici özellikleri eksiksiz olarak belirtilmelidir. Bu tutanak, hem sizin hangi eşyalarınızın alındığını bilmeniz hem de ileride eşyalarınızı geri isterken referans belgeniz olması açısından son derece önemlidir. Tutanağın bir örneğini mutlaka alın ve saklayın. Eğer size tutanak verilmemişse, derhal talep edin.
4.2. Elkonulan Eşyanın İadesi (CMK m. 132)
CMK’nın 132. maddesi, elkonulan eşyanın iadesini düzenlemektedir. Buna göre, “elkonulan eşya, soruşturma ve kovuşturma bakımından artık gerekli değilse, derhal sahibine iade edilir.” Bu hüküm, elkoymanın süresini doğrudan “gereklilik” kriterine bağlamıştır. Eğer cihazınızdaki verilerin adli bilişim incelemesi tamamlanmış, ilgili deliller kopyalanmış ve cihazın aslına artık ihtiyaç kalmamışsa, derhal iade edilmesi gerekir. Cihazınızın iade edilmemesi halinde, Sulh Ceza Hâkimliğine başvurarak iadesini talep edebilirsiniz. AYM’nin 2014/3986 Bireysel Başvuru Numaralı kararında, bilgisayarlara ve harici disklere el konulması ve bunların uzun süre iade edilmemesinin, mülkiyet hakkıyla özel hayatın gizliliği hakkının ihlalini oluşturduğuna hükmedilmiştir.
4.3. İtiraz Hakkı (CMK m. 267)
CMK’nın 267. maddesi uyarınca, hâkim kararlarına karşı itiraz yoluna başvurabilirsiniz. Elkoyma kararının hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsanız – örneğin, makul şüphe bulunmadığı, ölçülülük ilkesinin ihlal edildiği veya CMK m. 134’teki usul güvencelerine uyulmadığı gerekçesiyle – kararın size tebliğinden itibaren yedi gün içinde Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz edebilirsiniz. İtiraz dilekçenizde, elkoyma işleminin neden hukuka aykırı olduğunu somut olarak açıklamanız gerekir. İtiraz üzerine verilen karara karşı da CMK’nın 268. maddesi uyarınca bir üst mahkemeye itiraz etme hakkınız bulunmaktadır.
4.4. Tazminat Hakkı (CMK m. 141)
CMK’nın 141. maddesi uyarınca, kanuna uygun olmaksızın yapılan elkoyma işlemleri nedeniyle uğradığınız maddi ve manevi zararların tazmini için tazminat davası açabilirsiniz. Özellikle cihazın uzun süre iade edilmemesi, ticari faaliyetlerin sekteye uğraması, verilerin ifşa olması gibi durumlarda, uğradığınız zararı bu dava yoluyla talep edebilirsiniz. AYM’nin 2013/409 Bireysel Başvuru Numaralı kararında, hukuka aykırı arama ve elkoyma nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.
ÖZEL ELKOYMA HALLERİ
5.1. Postada Elkoyma (CMK m. 130)
CMK’nın 130. maddesi, posta gönderilerine, mektuplara, telgraflara ve diğer iletişim araçlarına el konulmasını özel olarak düzenlemektedir. Bu tür elkoyma işlemleri, ancak hâkim kararıyla mümkündür ve sıkı usul güvencelerine tabidir.
5.2. Avukat Bürolarında Elkoyma (CMK m. 131)
CMK’nın 131. maddesi, avukat bürolarında yapılacak arama ve elkoyma işlemlerini özel olarak düzenlemektedir. Avukat bürolarında elkoyma, ancak hâkim kararıyla ve Cumhuriyet savcısının katılımıyla yapılabilir. Ayrıca, baro başkanının veya onu temsilen bir avukatın da hazır bulunması zorunludur. Bu hüküm, savunma hakkının korunması ve avukat-müvekkil gizliliğinin sağlanması amacıyla getirilmiş özel bir güvencedir.
5.3. Taşınmazlara, Hak ve Alacaklara Elkoyma (CMK m. 128)
CMK’nın 128. maddesi, belirli suç tipleriyle sınırlı olmak üzere, taşınmazlara, hak ve alacaklara el konulabilmesini düzenlemektedir. Bu tür elkoyma, özellikle suçtan elde edilen maddi menfaatin ileride müsadere edilebilmesini temin etmek amacıyla başvurulan bir tedbirdir ve ancak hâkim kararıyla mümkündür.

Bilgilendirme Notu
Bu yazı, yasal haklarınızı öğrenmeniz ve bilinçlenmeniz amacıyla, sosyal sorumluluk bilinciyle ve toplumsal fayda gözetilerek hazırlanmıştır. Yazının iş elde etme amacı bulunmamaktadır. Ancak, okuduğunuz yazıyla ilgili herhangi bir hukuki sorununuz veya sorularınız varsa, aşağıdaki iletişim bilgilerimizden ya da İletişim Sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Gizlilik
Avukatlık mesleğinin en önemli etik ilkelerinden biri gizlilik olup, hukuk büromuz; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile belirlenen gizlilik ve sır saklama ilkesini büyük bir özen ve hassasiyet göstererek uygulamaktadır. Bununla beraber ofisimiz, müvekkillere ait bilgi, belge ve verileri sır tutma yükümlülüğü ve veri sorumluluğu kapsamında gizli tutmakta, üçüncü kişilerle ve kurumlarla hiçbir durumda ve hiçbir şekilde paylaşmamaktadır. Bu bağlamda ofisimiz, dava dosyaları ile ilgili sır saklama yükümlülüğüne uyulacağını yazılı olarak da ilke edinmiştir.
Bu makale, Ankara Barosu’na kayıtlı Avukat Nasuh Buğra Karadağ tarafından, yalnızca bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Avukat Nasuh Buğra Karadağ, Ceza Hukuku ve Bilişim Hukuku alanlarında uzmanlaşmış olup, Türkiye Barolar Birliği sicil numarası 166589 ve Ankara Barosu sicil numarası 36075 ile kayıtlıdır. Yayınlanmış eserleri arasında, Seçkin Yayınevi tarafından Nisan 2024’te yayımlanan Dijitalleşme Çağında Hukuk: Yeni Teknolojilerin Hukuk Sistemlerine Etkileri adlı kitabı ile yabancılara Türk hukuk sistemini temel düzeyde anlatmak amacıyla hazırladığı ücretsiz e-kitaplar Turkish Civil Law Handbook for Foreigners, Turkish Criminal Law Handbook for Foreigners ve Turkish Business Law Handbook for Foreigners yer almaktadır. Hukuki hizmetlerinin resmiyetini ve yetkinliğini teyit etmek isteyen kişiler, Türkiye Barolar Birliği’nin resmi web sitesi (www.barobirlik.org.tr) veya Ankara Barosu’nun çevrim içi platformları aracılığıyla doğrulama yapabilirler. Bu makalenin tüm hakları Av. Nasuh Buğra Karadağ’a aittir. İzinsiz kopyalanması, başka bir sitede yayınlanması veya herhangi bir şekilde çoğaltılması halinde, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca maddi ve manevi tazminat davası başta olmak üzere tüm yasal haklarımız saklıdır. Makale içeriğindeki bilgiler hukuki danışmanlık niteliği taşımaz, güncel mevzuat ve içtihat değişiklikleri için mutlaka bir avukata danışınız.