Ceza Hukuku · Şantaj Suçu (TCK 107)
Şantaj Suçunda Avukatlık Hizmeti
Şantaj suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenen ve kişinin irade özgürlüğünü koruma amacı taşıyan suç tiplerinden biridir. Bununla birlikte, her tehditkâr görünen söz, her sert uyarı, her alacak talebi, her hukuki başvuru tehdidi veya bir kişiye ait hukuka aykırı davranışın açıklanacağını bildirmek kendiliğinden şantaj suçunu oluşturmaz. Şantaj suçunun oluşup oluşmadığının belirlenebilmesi için somut olayın bütün koşullarının, failin amacı ve davranışının niteliği, mağdur üzerinde kurulmak istenen baskı, talep edilen menfaat ve kullanılan aracın hukuki niteliği birlikte değerlendirilmelidir.
Şantaj isnadıyla karşı karşıya kalan kişi bakımından da aynı hassasiyet geçerlidir. Bir eylemin şantaj olarak nitelendirilmesi, yalnızca mağdur olduğunu ileri süren kişinin anlatımına veya taraflar arasındaki mesajlaşmanın tek bir bölümüne dayanamaz. Suçun kanuni unsurlarının gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği, olayın tamamı ve elde edilen deliller üzerinden ortaya konulmalıdır. Büromuz açısından şantaj dosyalarındaki temel yaklaşım da burada başlar. Bir kişinin gerçekten şantaj suçunu işlediği kanaati oluşmuşsa, yalnızca ücret karşılığında bu kişinin ceza sorumluluğundan kurtarılmasına yönelik bir savunma üstlenmek çalışma anlayışımızla bağdaşmaz. Buna karşılık, şantaj suçlamasının hukuki unsurları oluşmadığı hâlde bir kişinin ceza tehdidi altında bırakılması da aynı derecede ciddi bir hukuki sorundur. Ceza hukukunun görevi, yalnızca suç işleyen kişiyi cezalandırmak değil, suç oluşturmayan bir fiilin de suçmuş gibi cezalandırılmasını engellemektir. Bu nedenle şantaj dosyalarında belirleyici mesele, taraflardan hangisinin daha inandırıcı bir hikâye anlattığından önce, TCK m. 107’de düzenlenen suçun unsurlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğidir.
Dijital Delil ve Ekran Görüntüsü Analizi
Hak Arama ile Şantaj Ayrımı
Özel Görüntülerle Şantaj Dosyaları
Sosyal Medya ve Mesajlaşma Uygulamaları
Tam gizlilik
Hakkınızda bir şantaj soruşturması başlatıldıysa veya şantaj suçlamasıyla karşı karşıyaysanız, suçun kanuni unsurlarının doğru değerlendirilmesi ve delillerin hukuka uygunluğunun denetlenmesi hayati önem taşır. Ofisimiz, şantaj dosyalarında hukuki gerçekliğin ortaya çıkarılması için kapsamlı bir savunma stratejisi yürütür.
Hukuki durum analizi için iletişime geçin
Gizlilik ve Güvenlik: Tüm görüşme ve dosya bilgileriniz, Avukatlık Kanunu ve Kişisel Verilerin Korunması Mevzuatı kapsamında gizli tutulur, üçüncü kişilerle paylaşılmaz. Süreç, e-posta ve telefon iletişimi üzerinden de yürütülebilir.
Şantaj Suçu Nedir? Kanuni Dayanağı ve Temel Kavramlar
Şantaj Suçunun Tanımı
Şantaj, en genel anlamıyla bir kişinin iradesini hukuka aykırı bir baskı altında belirli bir davranışa yöneltmeye çalışılmasıdır. Ancak ceza hukuku bakımından “baskı”, “tehdit” veya “menfaat talebi” gibi günlük dilde kullanılan kavramların varlığı tek başına yeterli değildir. TCK m. 107’nin çizdiği sınırlar içerisinde belirli bir davranış biçiminin bulunması gerekir.
Kanuni Dayanak: TCK 107’nin İki Görünümü
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 107. maddesinin birinci fıkrasında şantajın temel görünümü düzenlenmiştir. Buna göre, hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlayan kişi cezalandırılır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise kişinin, kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunması ayrıca düzenlenmiştir. Dolayısıyla TCK m. 107 bakımından tek bir şantaj görünümünden söz etmek doğru değildir.
Birinci Fıkra ile İkinci Fıkra Arasındaki Ayrım
Birinci fıkradaki düzenlemede fail, sahip olduğu bir hak veya yükümlülük üzerinden karşı tarafı hukuken yapmak zorunda olmadığı bir davranışa zorlamaktadır. İkinci fıkrada ise kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek bir hususun açıklanacağı ya da isnat edileceği tehdidi, kendisine veya başkasına yarar sağlama amacıyla kullanılır. Bu ayrım özellikle önemlidir. Çünkü ikinci fıkra kapsamında kamuoyunda sıkça “şantaj” olarak ifade edilen özel görüntülerin yayımlanacağı tehdidi, mahrem bilgilerin açıklanması tehdidi veya kişinin itibarını zedeleyecek bir hususun ortaya çıkarılacağı yönündeki baskılar gündeme gelebilir. Fakat somut olayın niteliğine göre aynı davranışın tehdit, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak yayılması veya başka bir suç tipiyle de bağlantısı bulunabilir. Suç vasfının doğru belirlenmesi bu nedenle dosyanın en önemli hukuki meselelerinden biridir.
Şantaj Suçunun Unsurları ve Hukuki Çerçevesi
Fail ve Mağdur
Şantaj suçunun faili bakımından özel bir faillik şartı bulunmamaktadır. Suç, kanunun öngördüğü şartlar çerçevesinde herkes tarafından işlenebilir. Failin mağdurla önceden bir ilişkisinin bulunması, eski eş, eski sevgili, iş ortağı, alacaklı, borçlu, çalışan, işveren veya herhangi başka bir sıfata sahip olması suçun oluşumu bakımından tek başına belirleyici değildir. Mağdur ise failin davranışıyla kanunda belirtilen şekilde zorlanan veya şeref ve saygınlığına zarar verecek hususların açıklanacağı ya da isnat edileceği tehdidiyle karşılaşan kişidir.
TCK 107/1: Hak veya Yükümlülük Bağlantılı Şantaj
TCK m. 107/1’de düzenlenen şantajın temel görünümünde failin kendisine ait bir hakkı kullanacağını veya yerine getirmekle yükümlü olduğu bir şeyi yapacağını ya da yapmayacağını ileri sürerek karşı tarafı hukuka aykırı veya yükümlü olmadığı bir davranışa zorlaması söz konusudur. Burada önemli nokta, failin ileri sürdüğü hususun kendi açısından bir hak veya yükümlülükle bağlantılı olmasıdır. Ancak bu durum, failin her türlü hakkını kullanma tehdidinin hukuka uygun olduğu anlamına gelmez.
Cezası: Hapis ve adli para cezası (TCK 107/1).
TCK 107/2: Şeref veya Saygınlığa Zarar Verecek Hususların Açıklanması Tehdidi
TCK m. 107/2, şantajın özellikle kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidiyle gerçekleştirilmesini düzenlemektedir. Burada failin amacı yalnızca mağduru korkutmak değildir. Kanunda açıkça “kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla” hareket edilmesi aranmıştır. Bu nedenle her “bunu herkese anlatırım” ifadesi TCK m. 107/2 kapsamında şantaj sayılmaz.
Cezası: Hapis ve adli para cezası (TCK 107/2).
Manevi Unsur: Kast ve Özel Amaç
Şantaj suçu kural olarak kastla işlenebilir. Failin, gerçekleştirdiği davranışın kanunda belirtilen nitelikte olduğunu bilmesi ve istemesi gerekir. TCK m. 107/2 bakımından ayrıca özel bir amaç açıkça düzenlenmiştir. Failin kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla hareket etmesi gerekir. Ceza yargılamasında manevi unsur varsayımla oluşturulamaz. Failin kastı ve gerekiyorsa özel amacı; mesajların içeriği, olayın zamanlaması, tarafların geçmiş ilişkisi, talep edilen menfaat ve diğer deliller üzerinden değerlendirilmelidir.
Menfaat Unsuru
Şantaj suçunda özellikle TCK m. 107/2 açısından menfaat sağlama amacı önemli bir unsurdur. Menfaatin mutlaka para olması gerekmez. Bir kişinin kendisi veya başkası için bir yarar elde etmek istemesi yeterli olabilir. Bununla birlikte “yarar” kavramının somut olaydan bağımsız ve sınırsız yorumlanması da doğru değildir. Talebin ne olduğu, failin bunu neden istediği, talebin mağdur üzerinde hangi baskıyla ileri sürüldüğü ve açıklama tehdidi ile talep edilen menfaat arasında nasıl bir ilişki bulunduğu belirlenmelidir.
Hak Arama ile Şantaj Arasındaki Sınır
Bir kişinin sahip olduğu hukuki hakkı kullanacağını bildirmesi, kural olarak şantaj değildir. Bir alacaklının dava açacağını söylemesi, icra takibine başvuracağını bildirmesi, sözleşmeden doğan hakkını kullanacağını belirtmesi veya hukuka aykırı bir davranışın yetkili makamlara bildirileceğini ifade etmesi, sırf karşı taraf üzerinde bir baskı oluşturduğu gerekçesiyle şantaj olarak nitelendirilemez. Aksi yaklaşım, hukuk düzeninin kişilere tanıdığı hak arama özgürlüğünü anlamsızlaştırır. Ancak hukuki hakkın varlığı, bu hakkın her şekilde kullanılabileceği anlamına da gelmez.
Şantaj Soruşturmalarında Dijital Deliller ve Uzmanlık Gerektiren Alanlar
Şantaj soruşturmalarının kaderini belirleyen, çoğu zaman dijital delillerin doğru analizi ve hukuka uygunluğunun denetlenmesidir. Aşağıda, savunma stratejimizin temelini oluşturan kritik hukuki-teknik meseleler açıklanmıştır.
Özel Görüntülerle Şantaj ve Suç Vasfının Belirlenmesi
Özel görüntülerin yayımlanacağı veya başkalarına gönderileceği tehdidi, günümüzde şantaj soruşturmalarında sık karşılaşılan durumlardan biridir. Bir kişinin özel veya mahrem görüntülerinin, görüntüde yer alan kişinin rızası dışında açıklanacağı tehdidiyle para, yeni görüntü, cinsel içerikli davranış, görüşme veya başka bir menfaat talep edilmesi hâlinde TCK m. 107/2 bakımından değerlendirme yapılması gerekebilir. Ancak burada da otomatik suç vasfı belirlemek doğru değildir. Olayın niteliğine göre TCK m. 134’te düzenlenen özel hayatın gizliliğinin ihlali, TCK m. 135 ve devamındaki kişisel verilere ilişkin hükümler, tehdit suçu veya başka suç tipleri de gündeme gelebilir. Özel görüntünün nasıl elde edildiği, görüntünün kimde bulunduğu, görüntünün paylaşılacağına ilişkin ifadenin tam olarak ne olduğu, karşılığında ne talep edildiği, failin amacı, mağdurun buna verdiği cevap ve görüntünün gerçekten paylaşılıp paylaşılmadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Sosyal Medya ve Mesajlaşma Uygulamaları Üzerinden Şantaj
Şantaj suçunun Instagram, WhatsApp, Telegram, Facebook, X veya başka bir dijital platform üzerinden işlenmesi, suçun temel hukuki yapısını değiştirmez. Ancak dijital ortamın sağladığı delil imkânları ve delillerin teknik niteliği soruşturmanın önemini artırır. Mesajlar, ekran görüntüleri, kullanıcı adı, profil bilgileri, telefon numarası, e-posta adresleri, bağlantılar, hesap hareketleri, ödeme kayıtları ve platform verileri birlikte değerlendirilmelidir. Platformun Türkiye dışında bulunması, failin farklı bir ülkede olması veya verilerin yabancı bir şirketin sistemlerinde tutulması hâlinde adli yardımlaşma, elektronik delillerin korunması ve platformlara yönelik hukuki başvurular gündeme gelebilir.
Ekran Görüntülerinin Delil Değeri ve Güvenilirliği
Ekran görüntüleri şantaj soruşturmalarında önemli olabilir; ancak tek başına her ekran görüntüsünün kesin ve tartışmasız delil olduğu söylenemez. Bir ekran görüntüsünün hangi hesaptan alındığı, hesabın kime ait olduğu, mesajların tamamının mevcut olup olmadığı, içerikte değişiklik yapılıp yapılmadığı ve konuşmanın hangi bağlamda gerçekleştiği incelenmelidir. Dijital delillerin doğası gereği mümkün olduğunda orijinal verinin korunması önemlidir. Platform kayıtları, cihaz incelemesi, dijital imaj, metadata veya başka teknik veriler somut olay bakımından gerekli hâle gelebilir. Bir mesajın yalnızca belirli bir bölümünün dosyaya sunulması, konuşmanın tamamı incelendiğinde ortaya çıkabilecek farklı anlamları gözden kaçırabilir.
Hukuka Aykırı Deliller ve Anayasal Güvenceler
Anayasa’nın 38. maddesinde hukuka aykırı elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği düzenlenmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 206/2-a maddesi de ortaya konulması istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması hâlinde reddedileceğini öngörmektedir. CMK m. 217/2 bakımından da yüklenen suçun ancak hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilmesi esastır. Özellikle ses ve görüntü kayıtları bakımından elde edilme yöntemi, kaydın alındığı koşullar, başka şekilde delil elde edilmesinin mümkün olup olmadığı ve kayıt içeriğinin olayın ispatı bakımından zorunlu olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle şantaj dosyasında delilin yalnızca içeriği değil, nasıl elde edildiği de önemlidir.
Soruşturma Süreci, Usuli Güvenceler ve Yargılama
Soruşturmanın Başlatılması ve Şikâyet
Şantaj suçunun soruşturulması bakımından şikâyete tabi olup olmadığı, somut olayın ve uygulanacak hükümlerin güncel mevzuat üzerinden değerlendirilmesini gerektirir. TCK m. 107 bakımından suçun kanundaki düzenlemesi ve CMK’daki soruşturma hükümleri birlikte ele alınmalıdır. Şikâyet, zamanaşımı, suçun niteliği ve olayda ayrıca oluşabilecek diğer suçlar ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Şantaj suçunda görevli mahkeme, cezanın üst sınırına göre belirlenir. Yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer mahkemesidir. Dijital ortamda işlenen şantaj suçlarında suç yeri tespiti, teknik veriler ve bağlantı kayıtları üzerinden yapılır. Failin çocuk olması halinde Çocuk Mahkemesi görevlidir.
Dava Zamanaşımı
Şantaj suçu bakımından dava zamanaşımı süresi, TCK’nın genel hükümleri çerçevesinde suçun cezasının üst sınırına göre belirlenir. Suç tarihinden itibaren kanunda öngörülen süreler içinde dava açılmazsa, dava düşer. Ceza soruşturmalarında süreler bakımından olay tarihi ve fiilin hukuki niteliği belirleyici olduğundan, somut dosya incelenmeden kesin süre hesabı yapılmaması gerekir.
Uzlaşma, Etkin Pişmanlık ve Diğer Kurumlar
Uzlaştırma bakımından suçun kanundaki niteliği ve güncel CMK m. 253 kapsamı esas alınmalıdır. Etkin pişmanlık ise ceza hukukunda genel bir kurum değildir; yalnızca kanunda açıkça düzenlenen suçlar bakımından uygulanabilir. Teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, takdiri indirim, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kurumların uygulanıp uygulanamayacağı somut olayın şartlarına göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Şantaj Dosyalarında Özellikli Durumlar ve Hukuki Değerlendirmeler
Hak Arama ile Şantaj Arasındaki Kritik Sınır
Bir kişinin sahip olduğu hukuki hakkı kullanacağını bildirmesi, kural olarak şantaj değildir. Ancak hukuki hakkın varlığı, bu hakkın her şekilde kullanılabileceği anlamına gelmez. Kişinin hukuken sahip olduğu bir imkânı kullanacağını söylemesi ile bu imkânı karşı tarafı hukuken yükümlü olmadığı başka bir davranışa zorlamak için araç hâline getirmesi arasında önemli bir fark vardır. Özellikle “bana şu parayı vermezsen seni savcılığa şikâyet ederim” gibi ifadelerde olayın bütün koşulları incelenmelidir. Eğer ortada gerçek bir suç, gerçek bir zarar, hukuki bir talep ve makul bir çözüm önerisi varsa, salt “şikâyet ederim” ifadesinden hareketle otomatik olarak şantaj sonucuna ulaşmak doğru değildir. Buna karşılık, suç isnadını veya şikâyet tehdidini hukuken hak edilmeyen bir menfaat elde etmek için baskı aracı hâline getiren davranışlar ayrıca değerlendirilmelidir.
Şantaj Suçu ile Tehdit Suçu Arasındaki Fark
Tehdit suçu TCK m. 106’da düzenlenirken şantaj suçu TCK m. 107’de düzenlenmektedir. Tehditte temel mesele, mağdurun kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik saldırı yahut malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratılacağı yönündeki tehdit gibi kanunda belirtilen davranışlardır. Şantajda ise kanun, birinci fıkrada hak veya yükümlülük bağlantılı zorlamayı; ikinci fıkrada ise şeref veya saygınlığa zarar verecek hususların açıklanması veya isnat edilmesi tehdidini, yarar sağlama amacıyla düzenlemiştir. Bu nedenle her şantaj olayı tehdit suçu değildir ve her tehdit içeren davranış da şantaj suçunu oluşturmaz. Suç vasfının belirlenmesi için kanuni unsurların tek tek incelenmesi gerekir.
Özel Hayatın Gizliliği ve Kişisel Verilerle İlişkisi
Özel görüntü veya özel hayat alanına ilişkin bilgilerin kullanıldığı şantaj olaylarında TCK m. 134 de gündeme gelebilir. TCK m. 134, kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kişiyi cezalandırmakta; özel hayatın gizliliğinin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi ve bunların hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi bakımından ayrıca düzenleme içermektedir. Bu nedenle özel görüntülerin ele geçirilmesi, kaydedilmesi veya yayımlanması ile bunların yayımlanacağı tehdidi aynı hukuki mesele değildir. Örneğin bir kişinin özel görüntüsünü yayımlamak ayrı bir eylem, bu görüntüyü yayımlayacağını söyleyerek para istemek ise ayrıca şantaj bakımından değerlendirilmesi gereken bir davranış olabilir. Somut olayın özelliklerine göre birden fazla suçun gündeme gelmesi mümkündür. Aynı şekilde, bir kişinin fotoğrafı, iletişim bilgileri, özel görüntüleri veya başka kişisel bilgilerinin kullanılması hâlinde 5237 sayılı Kanun’un 135 ve devamındaki düzenlemeler bakımından ayrıca inceleme yapılması gerekebilir.
Şantaj Suçunda Savunma Stratejimiz
Hukuki gerçekliğin ortaya çıkarılması ve suçun kanuni unsurlarının somut olayda bulunup bulunmadığının tespiti üzerine kurulu, şeffaf ve müvekkil ile koordineli süreç.
Şantaj Suçu (TCK 107)Avukat Nasuh Buğra Karadağ
1
Kapsamlı Dosya ve Delil Analizi
Soruşturma dosyasındaki tüm deliller (mesajlaşmalar, ekran görüntüleri, ses kayıtları, banka hareketleri, platform verileri) hukuka uygunluk ve güvenilirlik açısından incelenir. Delilin yalnızca içeriği değil, nasıl elde edildiği de değerlendirilir.
2
Suçun Kanuni Unsurlarının Değerlendirilmesi
TCK m. 107’nin maddi ve manevi unsurlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenir. Failin amacı, talep edilen menfaat, tehdit edilen hususun niteliği, hukuki hakkın kapsamı ve olayın bütün koşulları değerlendirilir.
3
İfade ve Savunma Hazırlığı
Müvekkil ile birlikte, suçun manevi unsuru (kast yokluğu, özel amaç eksikliği), hukuka uygunluk sebepleri (hak arama özgürlüğü, hukuki hakkın kullanılması) ve delil elde etme yöntemlerindeki hukuka aykırılıklar temelinde ayrıntılı bir savunma metni hazırlanır.
4
Kovuşturma Aşaması ve Sonuç Odaklı Takipler
Görevli mahkemede görülen davada, beraat, HAGB, erteleme veya cezada alt sınırdan uzaklaşma gibi tüm olasılıklar değerlendirilir. Gerekirse yeni bilirkişi incelemesi talep edilir, tanık dinletilir ve etkili bir sözlü savunma yapılır.
Ceza Hukuku + Dijital Delil Analizi + Hak Arama Özgürlüğü
Şantaj suçlamalarında doğru savunma neden kritiktir?
Şantaj soruşturmaları, salt ceza hukuku bilgisinin ötesinde, dijital delillerin güvenilirliğine, hukuka uygunluğuna ve suçun kanuni unsurlarının titizlikle değerlendirilmesine tam hakimiyeti gerektirir. Şantaj suçunun en önemli özelliklerinden biri, olayın çoğu zaman iki farklı anlatım arasında kalmasıdır. Bir taraf “haklarımı kullandım” derken diğer taraf “bana baskı yapıldı” diyebilir. Bir taraf “sadece gerçeği açıklayacağımı söyledim” derken diğer taraf “benden para istendi” diyebilir. Ceza yargılamasının görevi bu anlatımlardan birini peşinen doğru kabul etmek değildir; somut olayın hukuki niteliğini deliller üzerinden belirlemektir.
– Her tehditkâr görünen sözün, her sert uyarının veya her alacak talebinin kendiliğinden şantaj suçunu oluşturmadığı.
– Hukuki hakkın kullanılması ile hukuki hakkın kötüye kullanılarak baskı aracına dönüştürülmesi arasındaki kritik sınırın doğru çizilmesi gerektiği.
– Dijital delillerin (ekran görüntüleri, mesajlaşmalar, platform verileri) güvenilirliğinin ve hukuka uygunluğunun ayrı ayrı denetlenmesi gerektiği.
gibi kritik savunma noktaları, ancak konunun uzmanı bir avukat tarafından etkili şekilde ileri sürülebilir. Unutmayın ki, bu suç tipinde hukuki nitelendirme hatası, bir kişinin haksız yere ceza tehdidi altında kalmasına yol açabilir.
Şantaj Suçunda Sıkça Sorulanlar
Birine “seni savcılığa şikâyet ederim” demek şantaj mıdır?
Alacağımı ödemezsen dava açarım demek şantaj mıdır?
Özel görüntülerle tehdit edilmek şantaj mıdır?
Sosyal medyada şantaj yapılabilir mi?
Ekran görüntüsü şantajı ispatlar mı?
Şantaj suçunda özel görüntünün gerçekten paylaşılması gerekir mi?
Her sert veya rahatsız edici mesaj şantaj sayılır mı?
Şantaj suçlamasıyla karşı karşıyaysam ne yapmalıyım?
Hukuki destek için bizimle iletişime geçin
Hakkınızda başlatılmış bir şantaj soruşturması varsa veya bu konuda hukuki danışmanlığa ihtiyaç duyuyorsanız, sürecinizi ve olası savunma stratejilerinizi değerlendirmek için iletişime geçebilirsiniz. Ön değerlendirme ücretsiz olup, tüm görüşmeler gizlilik esasına göre yürütülür.
avukat@nasuhbugrakaradag.av.tr
Online görüşme
Bilgilendirme Notu: Bu sayfadaki içerik, yasal haklarınızı öğrenmeniz ve bilinçlenmeniz amacıyla, sosyal sorumluluk bilinciyle ve toplumsal fayda gözetilerek hazırlanmıştır. Yazının iş elde etme amacı bulunmamaktadır. Her somut olay farklılık göstereceğinden, bir avukata danışmanız tavsiye edilir.
Avukat Nasuh Buğra Karadağ – Ankara Barosu (Sicil No: 36075) | Türkiye Barolar Birliği Sicil No: 166589 | TBB ve Ankara Barosu resmi platformlarından doğrulama yapılabilir.