Elektronik Cihazlara El Konulması Durumunda Nasıl İtiraz Edebilirim?

Elektronik Cihazlara El Konulması Durumunda Nasıl İtiraz Edebilirim?

Bir an için, hiç beklemediğiniz bir anda kapınızın çalındığını ve kendinizi kolluk kuvvetlerinin arasında, bir arama veya elkoyma işleminin tam ortasında bulduğunuzu düşünün. Henüz ne olduğunu tam olarak kavrayamadan, gündelik hayatınızın ayrılmaz bir parçası olan cep telefonunuz, belki de çalışma masanızdaki dizüstü bilgisayarınız, tabletiniz veya yılların birikimi olan harici diskiniz, bir polis memuru tarafından alınıyor. O an, içinizden bir şey kopar. Çünkü o cihazlar yalnızca birer elektronik alet değildir; onlar sizin kişisel tarihiniz, özel yazışmalarınız, aile fotoğraflarınız, banka hesap bilgileriniz, iş sırlarınız, tıbbi kayıtlarınız ve en mahrem düşüncelerinizin saklandığı dijital benliğinizdir. Şimdi bu benlik, tanımadığınız kişilerin elinde, onların incelemesine açıktır. Bu durum, modern hukukun en karmaşık ve en hassas meselelerinden birini oluşturur: Elektronik cihazlara el konulması ve bu işleme karşı itiraz yolları.

Türk hukuk sistemi, elektronik cihazlara el konulmasını, sıradan bir eşyanın muhafaza altına alınmasından çok daha sıkı kurallara bağlamıştır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ve ilgili Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları, bu konuda mağdura etkili başvuru yolları sunar. Bu kapsamlı rehber, elektronik cihazlarınıza el konulması halinde, bu işlemin hukuka uygun olup olmadığını nasıl denetleyeceğinizi, hangi mercilere, hangi süreler içinde ve hangi gerekçelerle itiraz edebileceğinizi, ilgili kanun maddelerine ve yargı kararlarına dayanarak adım adım açıklamaktadır.

Elkoyma İşleminin Hukuki Niteliği ve Dijital Cihazlara İlişkin Özel Düzenleme

Elkoyma, CMK’nın 122. ve devamı maddelerinde düzenlenen, bir suç soruşturması veya kovuşturması kapsamında, suç delili olabilecek veya müsadereye tabi eşyanın, yetkili makamlar tarafından muhafaza altına alınmasını sağlayan bir koruma tedbiridir. Bu tedbir, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkına doğrudan bir müdahale teşkil ettiği için, ancak kanunla öngörülen hallerde ve sıkı usul güvenceleri altında uygulanabilir. Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca, temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın, yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.

Elektronik cihazlar, geleneksel eşyalardan farklı olarak, bünyelerinde barındırdıkları verilerin hacmi, çeşitliliği ve hassasiyeti nedeniyle, CMK’da özel bir düzenlemeye kavuşturulmuştur. CMK’nın 134. maddesi, “Bilgisayarlarda, Bilgisayar Programlarında ve Kütüklerinde Arama, Kopyalama ve Elkoyma” başlığını taşır ve bu alandaki en kritik hukuki güvenceleri içerir. Bu maddeye göre, bir soruşturma sırasında, bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama yapılabilmesi, buradaki verilerin kopyalanabilmesi ve cihazlara el konulabilmesi için, kural olarak bir hâkim kararı şarttır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile de bu işlemler yapılabilir; ancak bu emir, yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunulmak zorundadır. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklamazsa, elkoyma kendiliğinden kalkar ve cihaz derhal iade edilmelidir. Bu süreler, Anayasa’nın 21. maddesinde de öngörülen anayasal güvencelerdir ve en ufak bir ihlali, yapılan işlemi hukuka aykırı hale getirir.

CMK m. 134’ün ikinci fıkrası, ölçülülük ilkesinin bir yansıması olarak, öncelikle cihaza el konulmaksızın, verilerin bir kopyasının alınmasını esas alır. Yani kolluk, mümkünse cihazınızı alıp götürmek yerine, olay yerinde, sınırlı bir inceleme yaparak yalnızca soruşturmayla ilgili verilerin bir kopyasını almakla yetinmelidir. Eğer bu mümkün değilse, örneğin şifreleme nedeniyle olay yerinde verilere erişilemiyorsa veya kopyalama işlemi teknik olarak orada yapılamıyorsa, cihaza el konulabilir. Ancak bu durumda dahi, şifre çözümlemesi yapıldıktan ve ilgili veriler kopyalandıktan sonra, cihaz gecikmeksizin sahibine iade edilmelidir. AYM’nin 2014/3986 Bireysel Başvuru Numaralı kararında, bilgisayarlara ve harici disklere el konulması ve bunların uzun süre iade edilmemesinin, ölçülülük ilkesini ihlal ettiğine ve mülkiyet hakkıyla özel hayatın gizliliği hakkının ihlalini oluşturduğuna hükmedilmiştir.

Elkoyma İşleminin Hukuka Uygunluk Şartları ve İtirazın Temel Gerekçeleri

Cihazınıza el konulması işlemine itiraz etmeden önce, bu işlemin hangi yönlerden hukuka aykırı olabileceğini tespit etmeniz gerekir. İtirazınızın başarılı olabilmesi için, aşağıdaki hususlardan bir veya birkaçının somut olayda gerçekleştiğini ortaya koymanız şarttır.

Birinci ve en sık karşılaşılan hukuka aykırılık hali, elkoyma kararının yetkili merci tarafından verilmemiş olmasıdır. CMK m. 134/1 uyarınca, elektronik cihazlara el konulması için kural olarak hâkim kararı şarttır. Eğer cihazınıza, bir hâkim kararı olmaksızın, yalnızca kolluk görevlisinin inisiyatifiyle el konulmuşsa, bu işlem açıkça hukuka aykırıdır. Savcılık emriyle yapılan elkoymalarda ise, bu emrin yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulup sunulmadığı ve hâkimin kırk sekiz saat içinde karar verip vermediği kontrol edilmelidir. Bu sürelere uyulmaması, elkoymayı kendiliğinden hukuka aykırı hale getirir.

İkinci hukuka aykırılık hali, makul şüphenin bulunmamasıdır. CMK’nın 116. maddesi, arama ve elkoyma için makul şüphenin varlığını şart koşar. Makul şüphe, somut olgulara dayanan, objektif bir gözlemcinin de “bu cihazda suç delili bulunabilir” diyebileceği bir şüphe derecesidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadı uyarınca, soyut ihbarlar, dedikodular veya genel ifadeler, makul şüphe için yeterli değildir. Elkoyma kararında, bu makul şüpheyi oluşturan somut olguların gerekçeli olarak belirtilmesi zorunludur. Gerekçesiz veya matbu ifadelerle dolu bir karar, hukuka aykırıdır.

Üçüncü hukuka aykırılık hali, ölçülülük ilkesinin ihlalidir. Anayasa’nın 13. maddesi ve CMK’nın 123. maddesi uyarınca, elkoyma işlemi, soruşturmanın amacıyla orantılı olmalıdır. Eğer soruşturma konusu suç, yalnızca belirli birkaç e-postanın incelenmesini gerektiriyorsa, tüm bilgisayara veya tüm harici disklere el konulması ölçülü değildir. Aynı şekilde, CMK m. 134/2 uyarınca, cihaza el konulmaksızın verilerin kopyalanması mümkün iken, doğrudan cihaza el konulması da ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil eder. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2017/956 Esas, 2020/145 Karar sayılı kararında, CMK m. 134’teki usul güvencelerine uyulmamasının savunma hakkını kısıtladığı ve bu eksikliğin bozma sebebi sayılması gerektiği vurgulanmıştır.

Dördüncü hukuka aykırılık hali, yedekleme ve kopya verme yükümlülüğüne uyulmamasıdır. CMK m. 134/3 uyarınca, bilgisayar ve bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklenmesi sağlanır. Alınan bu yedekten bir kopya, şüpheliye veya vekiline verilir. Bu işlemin yapılmaması, tek başına elkoymanın hukuka aykırı hale gelmesine yol açmasa da, savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir ve ileride delillerin bütünlüğüne yönelik itirazlarınızın temelini oluşturur. Bu nedenle, elkoyma anında bu hakkınızı mutlaka talep edin ve tutanağa geçirtin.

Elkoymaya İtiraz Usulü

Cihazınıza el konulması işleminin hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsanız, CMK’nın size tanıdığı en önemli hak, itiraz hakkıdır. İtiraz usulü, elkoyma kararını veren mercie göre farklılık gösterir. Eğer elkoyma bir hâkim kararına dayanıyorsa, bu karara karşı CMK’nın 267. maddesi uyarınca itiraz yoluna başvurabilirsiniz. İtiraz, kararın size tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi gün içinde, kararı veren hâkimin bağlı olduğu Asliye Ceza Mahkemesine veya Sulh Ceza Hâkimliğine yapılır. İtirazınızı, kararı veren merci aracılığıyla da iletebilirsiniz; bu durumda, itiraz dilekçenizi kararı veren mercie sunarsınız ve onlar dosyayı itiraz merciine gönderir.

Eğer elkoyma, Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle yapılmışsa ve bu emir henüz hâkim onayına sunulmamışsa, doğrudan Sulh Ceza Hâkimliğine başvurarak, elkoymanın hukuka aykırı olduğunu ve cihazınızın iade edilmesini talep edebilirsiniz. CMK’nın 132. maddesi uyarınca, elkonulan eşya, soruşturma ve kovuşturma bakımından artık gerekli değilse, derhal sahibine iade edilmelidir. Bu hükme dayanarak, her aşamada iade talebinde bulunabilirsiniz. Ayrıca, elkoyma kararına karşı itiraz süresini kaçırmış olsanız dahi, CMK m. 132 uyarınca, cihazın artık delil olarak gerekli olmadığını ileri sürerek her zaman iadesini talep edebilirsiniz. Bu talep, şekle bağlı değildir; bir dilekçe ile soruşturmayı yürüten savcılığa veya kovuşturma aşamasında mahkemeye başvurabilirsiniz.

İtiraz dilekçeniz, başvurunuzun kaderini belirleyecek en önemli belgedir. Dilekçenizde, her şeyden önce, elkoyma işleminin hangi yönlerden hukuka aykırı olduğunu somut olarak açıklamanız gerekir. “Haksızdır, hukuka aykırıdır” gibi soyut ifadeler yeterli değildir. Örneğin, “Elkoyma kararı Sulh Ceza Hâkimi tarafından değil, doğrudan kolluk amiri tarafından verilmiştir; bu nedenle CMK m. 134/1’e açıkça aykırıdır” veya “Kararda, cihazımda hangi suçun delilinin arandığına dair hiçbir somut gerekçe gösterilmemiştir; yalnızca matbu ifadeler kullanılmıştır; bu nedenle makul şüphe şartı gerçekleşmemiştir” şeklinde, kanun maddelerine atıf yapan, somut ve gerekçeli bir anlatım benimsemelisiniz. Dilekçenize, kimlik bilgilerinizi, elkoyma tutanağının bir örneğini, varsa tanık bilgilerini ve diğer delilleri eklemelisiniz.

İtiraz Sürecinde Sunulacak Deliller ve İspat Araçları

İtirazınızın başarılı olabilmesi için, yalnızca hukuki argümanlar ileri sürmeniz yeterli olmayabilir; bu argümanları destekleyen delilleri de sunmanız gerekir. Elkoyma anında size verilen elkoyma tutanağı, en temel delilinizdir. Bu tutanak, CMK’nın 127. maddesi uyarınca, elkonulan cihazın markasını, modelini, seri numarasını ve diğer ayırt edici özelliklerini içermelidir. Tutanağın bir örneğini mutlaka saklayın. Eğer size tutanak verilmemişse, bu eksikliği de itiraz dilekçenizde belirtin.

Elkoyma işlemi sırasında hazır bulunan tanıklarınız varsa, onların yazılı beyanlarını da dilekçenize ekleyin. Tanıklar, özellikle elkoyma işleminin nasıl gerçekleştiği, size herhangi bir belge gösterilip gösterilmediği, cihazınızın yedeğinin alınıp alınmadığı gibi hususlarda gözlemlerini aktarabilir. Tanık beyanları, CMK’nın 43. ve devamı maddeleri uyarınca delil niteliği taşır.

Cihazın size ait olduğunu kanıtlayan belgeler (fatura, garanti belgesi, satın alma sözleşmesi, IMEI kaydı gibi) de itiraz sürecinde önem taşır. Özellikle cihazın mülkiyetinin tartışmalı olduğu veya cihazın bir başkasına ait olduğu iddia edildiği durumlarda, bu belgeler iade talebinizin kabul edilmesini kolaylaştıracaktır.

Cihazınızın adli bilişim incelemesi sırasında, soruşturma konusu suçla tamamen ilgisiz olan özel hayatınıza dair verilerin (aile fotoğrafları, kişisel sağlık verileri, müvekkil-avukat yazışmaları gibi) incelenmesi ve kayıt altına alınması, KVKK’nın 12. maddesine ve ölçülülük ilkesine açıkça aykırıdır. Bu tür bir durumu tespit ederseniz, bu hususu da itiraz dilekçenizde özellikle belirtin. CMK’nın 217. maddesi uyarınca, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller, hükme esas alınamaz. Bu nedenle, hukuka aykırı bir elkoyma veya inceleme sonucunda elde edilen delillerin dosyadan çıkarılmasını da talep edebilirsiniz.

İtirazın Reddi Halinde Başvurulabilecek Diğer Yollar

Sulh Ceza Hâkimliğine yaptığınız itirazın reddedilmesi halinde, bu ret kararına karşı da CMK’nın 268. maddesi uyarınca itiraz yoluna başvurabilirsiniz. Ret kararına itiraz, kararın size tebliğinden itibaren yedi gün içinde, kararı veren hâkimliğin bağlı olduğu Asliye Ceza Mahkemesine yapılır. Bu süreç, bir üst merciin denetimini sağlayarak, hukuka aykırılığın giderilmesi için ek bir güvence oluşturur.

Tüm iç hukuk yollarını tükettiğiniz halde, elkoyma işleminin Anayasa’da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerinizi (özel hayatın gizliliği, mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı gibi) ihlal ettiğini düşünüyorsanız, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilirsiniz. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesi uyarınca, iç hukuk yolları tüketildikten sonra, ihlali öğrendiğiniz tarihten itibaren otuz gün içinde AYM’ye başvurmanız gerekir. AYM’nin yukarıda bahsi geçen 2014/3986 Bireysel Başvuru Numaralı kararı, bu konuda emsal niteliğindedir.

Son olarak, CMK’nın 141. maddesi uyarınca, kanuna uygun olmaksızın yapılan elkoyma işlemleri nedeniyle uğradığınız maddi ve manevi zararların tazmini için tazminat davası açabilirsiniz. Bu dava, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Özellikle cihazın uzun süre iade edilmemesi, ticari faaliyetlerin sekteye uğraması veya özel verilerin ifşa olması gibi durumlarda, bu dava yoluyla zararınızın giderilmesini talep edebilirsiniz.

Sonuç

Elektronik cihazlarınıza el konulması, dijital çağda bireyin mahremiyetine, mülkiyetine ve özel hayatına yöneltilmiş en ağır müdahalelerden biridir. Ancak bu müdahale, hukukun çizdiği sınırlar içinde kalmak zorundadır. CMK’nın 134. maddesi, bu konuda oldukça ileri düzeyde bir koruma sağlamakta; itiraz ve iade talebi mekanizmaları ise hukuka aykırı uygulamalara karşı size etkili başvuru yolları sunmaktadır. Önemli olan, paniğe kapılmadan, elkoyma anında tutanağınızı almak, yedekleme hakkınızı talep etmek ve en kısa sürede bir avukatın hukuki desteğini alarak itiraz sürecini başlatmaktır. Unutmayın ki, sessiz kalmak, hukuka aykırı bir uygulamayı meşrulaştırmaz; aksine, haklarınızı aramak, hukuk devletinin işlerliğini sağlamanın en temel yoludur.

Sıkça Sorulan Sorular

Cihazıma el konuldu, şifremi vermek zorunda mıyım? Hayır. Anayasa’nın 38. maddesi ve CMK’nın 147. maddesi uyarınca, susma hakkı ve kendi aleyhine delil vermeye zorlanamama ilkesi, sizi şifrenizi açıklamaya zorlamaktan korur. Şifre, zihinsel bir içeriktir ve siz bu içeriği açıklamak zorunda değilsiniz.

Elkoyma kararına itiraz süresi ne kadardır? CMK’nın 267. maddesi uyarınca, hâkim kararlarına karşı itiraz süresi, kararın size tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi gündür. Bu süreyi kaçırmamanız hayati önem taşır. Süreyi kaçırsanız dahi, CMK m. 132 uyarınca, cihazın artık delil olarak gerekli olmadığını ileri sürerek her zaman iadesini talep edebilirsiniz.

İtirazım reddedilirse ne yapabilirim? Ret kararına karşı CMK’nın 268. maddesi uyarınca bir üst mahkemeye itiraz edebilirsiniz. Tüm iç hukuk yolları tükendikten sonra, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilir veya CMK’nın 141. maddesi uyarınca tazminat davası açabilirsiniz.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, yasal haklarınızı öğrenmeniz ve bilinçlenmeniz amacıyla, sosyal sorumluluk bilinciyle ve toplumsal fayda gözetilerek hazırlanmıştır. Yazının iş elde etme amacı bulunmamaktadır. Ancak, okuduğunuz yazıyla ilgili herhangi bir hukuki sorununuz veya sorularınız varsa, aşağıdaki iletişim bilgilerimizden ya da İletişim Sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Gizlilik

Avukatlık mesleğinin en önemli etik ilkelerinden biri gizlilik olup, hukuk büromuz; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile belirlenen gizlilik ve sır saklama ilkesini büyük bir özen ve hassasiyet göstererek uygulamaktadır. Bununla beraber ofisimiz, müvekkillere ait bilgi, belge ve verileri sır tutma yükümlülüğü ve veri sorumluluğu kapsamında gizli tutmakta, üçüncü kişilerle ve kurumlarla hiçbir durumda ve hiçbir şekilde paylaşmamaktadır. Bu bağlamda ofisimiz, dava dosyaları ile ilgili sır saklama yükümlülüğüne uyulacağını yazılı olarak da ilke edinmiştir.

Bu makale, Ankara Barosu’na kayıtlı Avukat Nasuh Buğra Karadağ tarafından, yalnızca bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Avukat Nasuh Buğra Karadağ, Ceza Hukuku ve Bilişim Hukuku alanlarında uzmanlaşmış olup, Türkiye Barolar Birliği sicil numarası 166589 ve Ankara Barosu sicil numarası 36075 ile kayıtlıdır. Yayınlanmış eserleri arasında, Seçkin Yayınevi tarafından Nisan 2024’te yayımlanan Dijitalleşme Çağında Hukuk: Yeni Teknolojilerin Hukuk Sistemlerine Etkileri adlı kitabı ile yabancılara Türk hukuk sistemini temel düzeyde anlatmak amacıyla hazırladığı ücretsiz e-kitaplar Turkish Civil Law Handbook for Foreigners, Turkish Criminal Law Handbook for Foreigners ve Turkish Business Law Handbook for Foreigners yer almaktadır. Hukuki hizmetlerinin resmiyetini ve yetkinliğini teyit etmek isteyen kişiler, Türkiye Barolar Birliği’nin resmi web sitesi (www.barobirlik.org.tr) veya Ankara Barosu’nun çevrim içi platformları aracılığıyla doğrulama yapabilirler. Bu makalenin tüm hakları Av. Nasuh Buğra Karadağ’a aittir. İzinsiz kopyalanması, başka bir sitede yayınlanması veya herhangi bir şekilde çoğaltılması halinde, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca maddi ve manevi tazminat davası başta olmak üzere tüm yasal haklarımız saklıdır. Makale içeriğindeki bilgiler hukuki danışmanlık niteliği taşımaz, güncel mevzuat ve içtihat değişiklikleri için mutlaka bir avukata danışınız.

5/5 - (1 vote)

Av. Nasuh Buğra Karadağ

Nasuh Buğra Karadağ bir vakıf üniversitesinde burslu olarak hukuk eğitimini tamamlamış ve ardından Ankara’da, avukatlık ve yasal danışmanlık hizmeti vermeye başlamıştır. Belirli bir süredir, Ankara merkezli olarak kendi hukuk bürosunda yerli ve yabancı, bireysel ve kurumsal müvekkillerine avukatlık ve yasal danışmanlık hizmeti vermektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Translate »
Danışma Hattı