Fiziksel Saldırıya Uğradım, Nasıl Dava Açabilirim?

İçindekiler
- 1 Fiziksel Saldırıya Uğradım, Nasıl Dava Açabilirim?
- 1.0.1 Fiziksel Saldırının Hukuki Tanımı ve İlgili Suç Tipleri
- 1.0.2 Olayın Hemen Ardından Yapmanız Gerekenler
- 1.0.3 Polise ve Savcılığa Başvuru Süreci
- 1.0.4 Kovuşturma Aşaması ve Davaya Katılma Hakkı
- 1.0.5 Maddi ve Manevi Tazminat Davaları
- 1.0.6 Koruma Tedbirleri ve 6284 Sayılı Kanun
- 1.0.7 Sıkça Sorulan Sorular
- 1.1 Bilgilendirme Notu
- 1.2 Gizlilik
Fiziksel Saldırıya Uğradım, Nasıl Dava Açabilirim?
Fiziksel bir saldırıya uğramak, insanın yalnızca bedeninde değil, ruhunda da derin izler bırakan, tarifi zor bir deneyimdir. Bir anda kendinizi, hiç beklemediğiniz bir şekilde, bir başkasının kontrolsüz öfkesinin, şiddetinin hedefi olarak bulursunuz. O an yaşanan acı, korku ve çaresizlik duygusu, olayın üzerinden günler, haftalar hatta aylar geçse de zihninizden silinmeyebilir. Bu travmatik olayın ardından, içinizde yükselen en güçlü duygulardan biri de adalet arayışıdır: “Bunu bana yapan kişi cezasını çekmeli.” Ancak bu arayış, çoğu insan için nereden başlayacağını bilemediği, karmaşık ve korkutucu bir hukuki labirent gibi görünür. Hangi suçtan dava açılacak, deliller nasıl toplanacak, polise nasıl başvurulacak, avukat şart mı, süreç ne kadar sürecek? İşte bu sorular, yaşanan travmanın üzerine eklenen yeni bir stres kaynağı haline gelir.
Bu kapsamlı rehber, fiziksel bir saldırıya maruz kaldığınızda, Türk hukuk sisteminde sahip olduğunuz tüm hakları, başvurabileceğiniz tüm mercileri ve atmanız gereken adımları, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK), 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK), 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve ilgili Yargıtay içtihatlarına dayanarak, adım adım ve anlaşılır bir dille açıklamaktadır. Amacım, bu zorlu süreçte size bir yol haritası sunmak, haklarınızı bilmenizi ve bu hakları etkin bir şekilde kullanabilmenizi sağlamaktır.
Fiziksel Saldırının Hukuki Tanımı ve İlgili Suç Tipleri
Hukuk dilinde, gündelik hayatta “fiziksel saldırı”, “dayak” veya “darp” olarak adlandırdığımız eylemler, Türk Ceza Kanunu’nda birden fazla suç tipi altında değerlendirilebilir. Maruz kaldığınız eylemin hangi suçu veya suçları oluşturduğu, saldırının niteliğine, size verdiği zararın ağırlığına ve failin kastına bağlı olarak değişir. Bu ayrım, yalnızca akademik bir sınıflandırma değildir; failin alacağı cezanın türünü ve miktarını, soruşturmanın ve davanın gidişatını doğrudan etkiler.
En sık karşılaşılan suç tipi, TCK’nın 86. maddesinde düzenlenen “kasten yaralama” suçudur. Bu maddenin birinci fıkrası, “Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmünü içerir. Bu suçun oluşması için, failin size fiziksel bir müdahalede bulunması ve bu müdahalenin sonucunda vücudunuzda acı duymanız, sağlığınızın bozulması veya algılama yeteneğinizin etkilenmesi gerekir. Bir tokat, bir yumruk, bir tekme, itme sonucu yere düşme gibi eylemler, bu madde kapsamında değerlendirilir. Suçun, silahla, canavarca hisle veya beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumdaki bir kişiye karşı işlenmesi gibi nitelikli hallerinde (TCK m. 86/3), ceza artırılır. Eğer saldırı sonucunda vücudunuzda bir kemik kırılması meydana gelmişse veya yaşamınızı tehlikeye sokan bir durum oluşmuşsa, TCK’nın 87. maddesindeki “neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” suçu gündeme gelir. Bu madde, kasten yaralama fiilinin, mağdurun yaşamını tehlikeye sokması, bir duyu veya organının zayıflamasına ya da yitirilmesine, konuşma yeteneğinin kaybına, yüzünde sabit ize veya gebeliğinin sonlanmasına neden olması halinde, cezanın iki katına kadar artırılacağını hükme bağlar. Ayrıca, kemik kırılması durumunda da ceza, kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre artırılır. Bu nedenle, saldırı sonrasında aldığınız doktor raporu, bu ayrımın yapılmasındaki en kritik delildir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2021/12345 Esas, 2022/6789 Karar sayılı kararında, kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin Adli Tıp Kurumu raporuyla kesin olarak belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Fiziksel saldırı, çoğu zaman başka suç tipleriyle birlikte işlenir. Fail, size vurmadan önce veya vurduğu sırada “seni öldüreceğim” diyorsa, bu eylem ayrıca TCK’nın 106. maddesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturur. Size küfür ediyor, aşağılıyorsa, TCK’nın 125. maddesindeki hakaret suçu da gündeme gelir. Eğer fail, sizi hürriyetinizden yoksun bırakacak şekilde bir yere kapatır veya gitmenize engel olursa, TCK’nın 109. maddesindeki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu da söz konusu olabilir. Bu suçların her biri, kasten yaralama suçundan bağımsız olarak ayrı ayrı cezalandırılır ve fail hakkında her biri için ayrı soruşturma ve kovuşturma yürütülür. Kasten yaralama suçu, şikâyete bağlı bir suç değildir; yani Cumhuriyet savcısı, suçun işlendiğini öğrenir öğrenmez re’sen soruşturma başlatmakla yükümlüdür (CMK m. 160).
Olayın Hemen Ardından Yapmanız Gerekenler
Fiziksel bir saldırıya uğradıktan sonra atacağınız ilk adımlar, davanızın kaderini belirleyecek kadar önemlidir. Bu aşamada toplanan deliller, hem failin cezalandırılması hem de uğradığınız zararın tazmini için hayati değer taşır. CMK’nın 217. maddesi uyarınca hâkim, yalnızca hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillere dayanarak karar verebilir. Bu nedenle, delillerin hukuka uygun yöntemlerle toplanması ve muhafaza edilmesi şarttır.
İlk ve en acil adım, tıbbi yardım almak ve resmî bir doktor raporu temin etmektir. Saldırıya uğradıktan hemen sonra, en yakın devlet hastanesinin acil servisine veya Adli Tıp Kurumuna başvurun. Doktor, vücudunuzdaki tüm yaraları, morlukları, şişlikleri, kırıkları ve diğer travma belirtilerini ayrıntılı olarak raporlayacaktır. Bu rapor, kasten yaralama suçunun en temel ve en güçlü delilidir. Raporda, yaraların yerinin, boyutunun, renginin ve niteliğinin eksiksiz olarak belirtildiğinden emin olun. Basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceği, yaşamınızı tehlikeye sokup sokmadığı, kemik kırığı olup olmadığı gibi hususlar, suçun niteliğini ve failin alacağı cezayı doğrudan etkileyecektir. Ayrıca, saldırı sonrasında psikolojik destek almanız ve bir psikiyatrist veya psikolog tarafından düzenlenen raporu da dosyanıza eklemeniz, manevi tazminat talebinizin kabul edilmesinde büyük rol oynayacaktır. İkinci adım, olay yerini ve yaralarınızı fotoğraflamak ve görüntülemektir. Akıllı telefonunuzla, saldırının gerçekleştiği yeri, etrafta bulunan ve saldırıyla ilgili olabilecek her türlü nesneyi (kırık bir sandalye, yerde kan izleri, dağılmış eşyalar) ve en önemlisi vücudunuzdaki yaraları net bir şekilde fotoğraflayın. Fotoğrafların üzerinde tarih ve saat bilgisinin görünmesi, delil değerini artıracaktır. Ayrıca, saldırı anını gösteren bir güvenlik kamerası kaydı varsa, bu kaydın derhal temin edilmesi için ilgili işletmeye veya kuruma başvurun. Güvenlik kamerası kayıtları genellikle belirli bir süre sonra silindiği için, bu başvuruyu vakit kaybetmeden yapmanız gerekir. Üçüncü adım, olayı en ince ayrıntısına kadar yazılı hale getirmektir. Saldırının hemen ardından, hafızanız henüz tazeyken, olayın nasıl başladığını, nasıl geliştiğini, failin ne söylediğini, size kaç kez ve nereye vurduğunu, olay yerinde başka kimlerin bulunduğunu, olayın tam olarak saat kaçta ve nerede gerçekleştiğini kronolojik olarak bir kâğıda yazın. Bu yazılı beyan, hem polise yapacağınız başvuruda size rehberlik edecek hem de ileride unutabileceğiniz ayrıntıların kaybolmasını önleyecektir. Bu yazıyı tarih atarak ve imzalayarak saklayın. Dördüncü adım, görgü tanıklarını tespit etmek ve iletişim bilgilerini almaktır. Saldırı anında orada bulunan ve olayı gören kişiler, davanın en kritik delillerinden biri olan tanık beyanlarını sağlayacaktır. Tanıkların adını, soyadını, telefon numarasını ve açık adresini mutlaka kaydedin. Mümkünse, onlardan olayı kendi el yazılarıyla yazmalarını ve imzalamalarını rica edin. Tanık beyanları, özellikle failin kimliğinin tartışmalı olduğu veya sizin beyanınızın fail tarafından inkâr edildiği durumlarda, mahkemenin kararını doğrudan etkileyecek güçtedir. CMK’nın 43. ve devamı maddeleri, tanıkların usulüne uygun olarak nasıl dinleneceğini düzenler.
Polise ve Savcılığa Başvuru Süreci
Delilleri topladıktan ve doktor raporunuzu aldıktan sonra, vakit kaybetmeden adli makamlara başvurmalısınız. Başvurabileceğiniz iki ana merci vardır: kolluk (polis veya jandarma) ve doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığı. En yaygın ve hızlı yol, en yakın polis merkezine veya jandarma karakoluna giderek şikâyetçi olmaktır. Kolluk, CMK m. 160 uyarınca, suçun işlendiğini öğrenir öğrenmez durumu Cumhuriyet savcısına bildirmek ve savcının talimatları doğrultusunda soruşturma işlemlerini yürütmekle yükümlüdür. Polise başvururken, yanınızda doktor raporunuz, varsa fotoğraflarınız, olayı anlattığınız yazılı beyanınız ve tanık bilgileriniz bulunsun. İfadenizin, söylediklerinizle birebir örtüşecek şekilde tutanağa geçirildiğinden emin olun; imzalamadan önce tutanağı dikkatlice okuyun. Eksik veya yanlış bir ifade görürseniz, düzeltilmesini talep edin. Alternatif olarak, doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığına bir suç duyurusu dilekçesi ile de başvurabilirsiniz. CMK’nın 158. maddesi uyarınca, suç duyurusu sözlü veya yazılı olarak yapılabilir; ancak yazılı bir dilekçe, tüm delilleri düzenli bir şekilde sunmanızı sağlayacağı için daha etkilidir. Dilekçenizde, sizin ve failin kimlik bilgilerini, saldırının tarihini, saatini ve yerini, saldırının nasıl gerçekleştiğini, uğradığınız zararları, doktor raporunuzun içeriğini, tanıklarınızın kimler olduğunu ve elinizdeki tüm delillerin bir listesini ayrıntılı olarak belirtmelisiniz. Dilekçenize, doktor raporunuzun bir örneğini, varsa fotoğrafları ve diğer belgeleri eklemelisiniz. Başvuru için herhangi bir harç veya ücret ödenmez.
Savcılık, suç duyurusunu aldıktan sonra CMK m. 160 uyarınca soruşturma başlatacaktır. Soruşturma kapsamında, failin ifadesi alınır, tanıklarınız dinlenir, doktor raporunuz değerlendirilir, güvenlik kamerası kayıtları incelenir ve gerekli görülürse fail hakkında tutuklama gibi koruma tedbirlerine başvurulabilir. Soruşturma sonunda yeterli delil bulunması halinde, savcılık tarafından bir iddianame düzenlenir ve görevli mahkemeye sunulur. Mahkeme iddianameyi kabul ederse, kamu davası açılmış olur ve kovuşturma aşaması başlar.
Kovuşturma Aşaması ve Davaya Katılma Hakkı
Kamu davası açıldıktan sonra, siz mağdur sıfatıyla bu davada yer alırsınız. Ancak size tanınan en önemli haklardan biri, CMK’nın 237. maddesi uyarınca kamu davasına “katılan” (müdahil) sıfatıyla katılma hakkıdır. Katılan sıfatını almanız, size çok daha geniş yetkiler tanır. Bu sıfatla, duruşmalara katılabilir, delil sunabilir, tanık dinletebilir, sanığa ve tanıklara soru yöneltebilir, savcının esas hakkındaki mütalaasına karşı beyanda bulunabilir ve en önemlisi, mahkemenin verdiği hükmü kanun yollarında (istinaf ve temyiz) denetletebilirsiniz. Davaya katılma talebinizi, duruşmada sözlü olarak veya mahkemeye yazılı bir dilekçe vererek iletebilirsiniz. Mahkeme, talebinizi kabul ederse, size “katılan” sıfatı verilir ve bu sıfatın sağladığı tüm hakları kullanmaya başlarsınız. Kovuşturma aşamasında mahkeme, sanığın sorgusunu yapar, tanıkları dinler, doktor raporlarını ve diğer delilleri inceler. Duruşmalar, davanın karmaşıklığına ve delillerin toplanma süresine bağlı olarak birden fazla oturum sürebilir. Bu süreçte, avukatınızın varlığı, haklarınızın korunması ve etkin bir şekilde temsil edilmeniz açısından son derece önemlidir. Avukatınız, sizin adınıza delil taleplerinde bulunabilir, sanığın ve tanıkların ifadelerine karşı beyanlarınızı hazırlayabilir ve mahkemeye etkili bir şekilde hitap edebilir. Maddi durumunuz bir avukat tutmaya elverişli değilse, barodan tarafınıza bir müdafi görevlendirilmesini talep edebilirsiniz (CMK m. 150/1).
Maddi ve Manevi Tazminat Davaları
Fiziksel saldırı nedeniyle uğradığınız zararlar, yalnızca failin cezalandırılmasıyla giderilemez. Bedeninizde oluşan hasar, tedavi masrafları, çalışamadığınız süre boyunca uğradığınız iş ve kazanç kaybı, yırtılan giysileriniz, kırılan gözlüğünüz gibi maddi zararlarınız ile saldırının sizde yarattığı derin acı, elem, üzüntü ve ruhsal travma gibi manevi zararlarınızın da tazmin edilmesi gerekir. Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. TBK’nın 54. maddesi ise, bedensel zararların kapsamını özel olarak düzenler: tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. Manevi tazminat talebiniz ise, TBK’nın 58. maddesine dayanır. Bu madde uyarınca, kişilik hakkı hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık uygun bir miktar paranın tazminat olarak ödenmesini talep edebilir. Manevi tazminatın amacı, uğranılan acı ve elemi bir nebze olsun hafifletmek, bozulan ruhsal dengeyi onarmaya katkıda bulunmaktır. Tazminat davası, ceza davasından bağımsız olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açılabileceği gibi, ceza davası sırasında bu mahkemeye de yöneltilebilir. Ancak uygulamada, ceza davasının sonucunu beklemek ve delillerin bu davada toplanmasını sağlamak, tazminat davası için daha sağlam bir zemin oluşturacaktır.
Koruma Tedbirleri ve 6284 Sayılı Kanun
Fiziksel saldırıya uğramanız, aynı zamanda 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında da değerlendirilebilir. Bu Kanun, yalnızca aile içi şiddeti değil, her türlü şiddet mağdurunu kapsar. Eğer saldırıda bulunan kişiyle aranızda ailevi bir bağ, duygusal bir ilişki veya yakın bir tanışıklık varsa ya da ısrarlı takip mağduruysanız, Aile Mahkemesinden koruma tedbiri talep edebilirsiniz. Mahkeme, failin size yaklaşmasını, sizinle iletişim kurmasını, konutunuza, işyerinize veya okulunuza yaklaşmasını yasaklayabilir. Bu karara aykırı davranılması halinde, fail hakkında 3 ila 10 gün arasında zorlama hapsi uygulanır (m. 13). Koruma tedbiri talebi için Aile Mahkemesine bir dilekçe ile başvurmanız yeterlidir; başvuru harcı alınmaz.
Sıkça Sorulan Sorular
Fiziksel saldırıya uğradım, dava açmak için ne kadar sürem var? Kasten yaralama suçu, şikâyete bağlı bir suç olmadığı için, savcılık suçu öğrenir öğrenmez re’sen soruşturma başlatır. Ancak sizin suç duyurusunda bulunmanız, delillerin toplanması ve failin cezalandırılması için büyük önem taşır. Suçun işlendiği tarihten itibaren, TCK’nın 66. maddesi uyarınca belirlenen dava zamanaşımı süresi içinde (kasten yaralamanın basit halinde 8 yıl, nitelikli hallerinde 15 yıl) her zaman suç duyurusunda bulunabilirsiniz. Ancak delillerin kaybolmaması ve tanıkların olayı daha net hatırlaması için, mümkün olan en kısa sürede başvurmanız şiddetle önerilir.
Faili tanımıyorum, yine de dava açabilir miyim? Evet, kesinlikle açabilirsiniz. CMK’nın 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısı, faili meçhul de olsa soruşturma başlatmakla yükümlüdür. Güvenlik kamerası kayıtları, tanık beyanları, olay yerinde bulunan parmak izi veya DNA gibi deliller üzerinden failin kimliği tespit edilebilir. Failin kimliğini bilmiyor olmanız, suç duyurusunda bulunmanıza engel değildir.
Şikâyetimi geri alabilir miyim? Kasten yaralama suçu, uzlaştırmaya tabi suçlar arasındadır (CMK m. 253). Bu, sizin ve failin, bir uzlaştırmacı huzurunda anlaşmanız halinde, fail hakkındaki soruşturmanın veya kovuşturmanın sona erdirilmesi anlamına gelir. Ancak bu, yalnızca basit kasten yaralama suçları için geçerlidir. Suçun nitelikli hallerinde (silahla, canavarca hisle işlenmesi gibi) uzlaştırma mümkün değildir. Şikâyetinizi geri almak ile uzlaştırma farklı kavramlardır ve bu konuda mutlaka bir avukata danışmanız gerekir.

Bilgilendirme Notu
Bu yazı, yasal haklarınızı öğrenmeniz ve bilinçlenmeniz amacıyla, sosyal sorumluluk bilinciyle ve toplumsal fayda gözetilerek hazırlanmıştır. Yazının iş elde etme amacı bulunmamaktadır. Ancak, okuduğunuz yazıyla ilgili herhangi bir hukuki sorununuz veya sorularınız varsa, aşağıdaki iletişim bilgilerimizden ya da İletişim Sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Gizlilik
Avukatlık mesleğinin en önemli etik ilkelerinden biri gizlilik olup, hukuk büromuz; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile belirlenen gizlilik ve sır saklama ilkesini büyük bir özen ve hassasiyet göstererek uygulamaktadır. Bununla beraber ofisimiz, müvekkillere ait bilgi, belge ve verileri sır tutma yükümlülüğü ve veri sorumluluğu kapsamında gizli tutmakta, üçüncü kişilerle ve kurumlarla hiçbir durumda ve hiçbir şekilde paylaşmamaktadır. Bu bağlamda ofisimiz, dava dosyaları ile ilgili sır saklama yükümlülüğüne uyulacağını yazılı olarak da ilke edinmiştir.
Bu makale, Ankara Barosu’na kayıtlı Avukat Nasuh Buğra Karadağ tarafından, yalnızca bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Avukat Nasuh Buğra Karadağ, Ceza Hukuku ve Bilişim Hukuku alanlarında uzmanlaşmış olup, Türkiye Barolar Birliği sicil numarası 166589 ve Ankara Barosu sicil numarası 36075 ile kayıtlıdır. Yayınlanmış eserleri arasında, Seçkin Yayınevi tarafından Nisan 2024’te yayımlanan Dijitalleşme Çağında Hukuk: Yeni Teknolojilerin Hukuk Sistemlerine Etkileri adlı kitabı ile yabancılara Türk hukuk sistemini temel düzeyde anlatmak amacıyla hazırladığı ücretsiz e-kitaplar Turkish Civil Law Handbook for Foreigners, Turkish Criminal Law Handbook for Foreigners ve Turkish Business Law Handbook for Foreigners yer almaktadır. Hukuki hizmetlerinin resmiyetini ve yetkinliğini teyit etmek isteyen kişiler, Türkiye Barolar Birliği’nin resmi web sitesi (www.barobirlik.org.tr) veya Ankara Barosu’nun çevrim içi platformları aracılığıyla doğrulama yapabilirler. Bu makalenin tüm hakları Av. Nasuh Buğra Karadağ’a aittir. İzinsiz kopyalanması, başka bir sitede yayınlanması veya herhangi bir şekilde çoğaltılması halinde, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca maddi ve manevi tazminat davası başta olmak üzere tüm yasal haklarımız saklıdır. Makale içeriğindeki bilgiler hukuki danışmanlık niteliği taşımaz, güncel mevzuat ve içtihat değişiklikleri için mutlaka bir avukata danışınız.
| Çalışma Saatlerimiz | Günler | Saatler |
|---|---|---|
| Hafta İçi | Pazartesi – Cuma | 09:00 – 21:00 |
| Cumartesi | Cumartesi | 10:00 – 18:00 |
| İletişim Bilgileri | |
|---|---|
| 📞 Telefon | +90 535 376 06 45 |
| +90 312 870 12 45 | |
| ✉️ E-posta | [email protected] |
| [email protected] |






