Kişisel Bilgilerimle Şantaj Yapılıyor?

Kişisel Bilgilerimle Şantaj Yapılıyor, Haklarım Neler?

Bir an için, cep telefonunuza gelen bir bildirimle irkildiğinizi düşünün. Ekrana baktığınızda, tanıdığınız ya da tanımadığınız bir kişiden gelen mesajı okuyorsunuz: “Elindeki tüm bilgileri biliyorum. Ailene, iş yerine, arkadaşlarına göndermemi istemiyorsan, söylediklerimi yap.” Ya da belki de bir e-posta alıyorsunuz: “Kimlik bilgilerin, adresin, ailenin isimleri, banka hesap bilgilerin bende. Şu hesaba parayı yatırmazsan, tüm bu bilgileri internette yayınlayacağım.” Bu cümleler, modern çağın en sinsi ve en yıkıcı suç biçimlerinden birini temsil eder: kişisel bilgilerin şantaj aracı olarak kullanılması. Karşınızdaki kişi, size ait en mahrem verileri elinde bir silah gibi tutmakta ve sizi derin bir korkuya sürükleyerek iradenizi ele geçirmeye çalışmaktadır. Bu an, insanın kendini en çaresiz, en savunmasız hissettiği anlardan biridir. Ancak bilmelisiniz ki, hukuk sistemi tam da bu çaresizliği gidermek ve faili en ağır şekilde cezalandırmak üzere tasarlanmıştır.

Türk Ceza Kanunu (TCK), kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesini, yayılmasını ve şantaj amacıyla kullanılmasını birbirinden bağımsız ve ağır yaptırımlara bağlanmış birden fazla suç tipi altında düzenlemiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK), 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve ilgili Yargıtay içtihatları, bu suçların mağdurlarına etkili başvuru yolları sunar. Bu kapsamlı rehber, kişisel bilgilerinizin şantaj amacıyla kullanılması halinde sahip olduğunuz tüm yasal hakları, başvurabileceğiniz tüm mercileri ve atmanız gereken adımları, ilgili kanun maddelerine ve yargı kararlarına dayanarak adım adım açıklamaktadır.

Kişisel Veri, Şantaj ve Tehdit Kavramlarının Hukuki Çerçevesi

Hukuki değerlendirmeye geçmeden önce, üç temel kavramı netleştirmek gerekir. Kişisel veri, 6698 sayılı KVKK’nın 3. maddesinde “kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi” olarak tanımlanmıştır. Adınız, soyadınız, T.C. kimlik numaranız, doğum tarihiniz, adresiniz, telefon numaranız, e-posta adresiniz, banka hesap bilgileriniz, IP adresiniz, fotoğraflarınız, videolarınız, sosyal medya hesap bilgileriniz, aile bireylerinize ait bilgiler, sağlık verileriniz, hatta ses kaydınız dahi kişisel veri kapsamındadır. Bu verilerin rızanız dışında ele geçirilmesi, kaydedilmesi, saklanması, başkalarına verilmesi veya yayılması, hem KVKK’ya hem de TCK’ya aykırıdır.

Şantaj suçu, TCK’nın 107. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, “Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” Kişisel bilgilerinizin yayılması tehdidiyle sizden para talep edilmesi, belirli bir davranışa zorlanmanız veya haksız bir menfaat sağlanması, bu suçun tipik görünümüdür. Burada kritik olan nokta, failin tehdit olarak kullandığı eylemin (verileri yayma) hukuka aykırı olmasıdır; zira kişisel verilerin rıza dışı yayılması başlı başına bir suçtur ve bu suçun işleneceği tehdidiyle bir menfaat talep etmek, şantaj suçunu oluşturur. Tehdit suçu ise, TCK’nın 106. maddesinde düzenlenmiştir. “Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Kişisel bilgilerin yayılması tehdidi, doğrudan fiziksel bir saldırı vaadi içermese de, kişinin manevi bütünlüğünü, onurunu ve sosyal itibarını hedef alan ağır bir saldırı niteliğindedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik içtihadı uyarınca, tehdit suçunun oluşması için, mağdurun iç huzurunu bozmaya elverişli, objektif olarak ciddiye alınabilecek bir kötülük vaadi yeterlidir. Kişisel verilerin ifşa edilmesi tehdidi, bu kapsamda değerlendirilmektedir.

Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi ise, ayrı bir suç tipi olarak TCK’nın 136. maddesinde düzenlenmiştir. “Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Bu madde, şantaj eyleminden bağımsız olarak, sadece verilerin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesini dahi cezalandırmaktadır. Dolayısıyla, şantajcı size ait kişisel verileri hangi yolla ele geçirmiş olursa olsun -ister bir veri sızıntısı sonucu, ister sizin rızanız dışında bir şekilde- bu eylem başlı başına bir suçtur ve fail hakkında ayrıca soruşturma başlatılmasını gerektirir.

Kişisel Verilerin Şantaj Amacıyla Kullanılmasının Hukuki Niteliği

Kişisel verilerin şantaj aracı olarak kullanılması, yukarıda sayılan suç tiplerinin çoğu zaman aynı anda oluşmasına yol açar. Fail, öncelikle size ait kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirir (TCK m. 136). Ardından, bu verileri yaymakla tehdit ederek (TCK m. 106) sizden haksız bir menfaat sağlamaya çalışır (TCK m. 107). Bu üç suç tipi, birbirinden bağımsız olarak değerlendirilir ve fail hakkında her biri için ayrı ayrı soruşturma yürütülür. Cezaların belirlenmesinde ise, TCK’nın 44. maddesinde düzenlenen “fikri içtima” kuralları uygulanır; yani fail, işlediği bir fiil ile birden fazla suçu oluşturmuşsa, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır. Somut olayda, şantaj suçunun cezası (bir yıldan üç yıla kadar hapis) ile kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme suçunun cezası (iki yıldan dört yıla kadar hapis) karşılaştırıldığında, genellikle TCK m. 136 daha ağır bir ceza öngördüğü için, fail bu maddeden cezalandırılabilir.

Bu suçların hiçbiri şikâyete bağlı değildir. Yani Cumhuriyet savcısı, suçun işlendiğini herhangi bir şekilde öğrenir öğrenmez re’sen soruşturma başlatmakla yükümlüdür (CMK m. 160). Sizin şikâyetçi olmaktan vazgeçmeniz halinde dahi, devlet soruşturmaya ve kovuşturmaya devam eder. Bu, kanun koyucunun bu tür suçlara verdiği önemi ve mağduru koruma iradesini göstermektedir.

Kişisel verilerin şantaj amacıyla kullanılması, aynı zamanda 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında da değerlendirilebilir. Kanun’un 2. maddesindeki “şiddet” tanımı, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı kapsar. Kişisel verilerin ifşa edilmesi tehdidi, mağdur üzerinde yoğun bir psikolojik baskı oluşturduğu için, bu tanımın içine girer. Eğer şantajı yapan kişiyle aranızda ailevi bir bağ, duygusal bir ilişki veya yakın bir tanışıklık varsa ya da ısrarlı takip mağduruysanız, Aile Mahkemesinden koruma tedbiri talep edebilirsiniz. Mahkeme, failin sizinle iletişim kurmasını yasaklayabilir, sosyal medya üzerinden size mesaj göndermesini engelleyebilir, hatta size belirli bir mesafeden fazla yaklaşmasını yasaklayabilir. Bu karara aykırı davranılması halinde, fail hakkında 3 ila 10 gün arasında zorlama hapsi uygulanır (m. 13). Koruma tedbiri talebi için Aile Mahkemesine bir dilekçe ile başvurmanız yeterlidir; başvuru harcı alınmaz.

Delil Toplama ve Belgeleme

Kişisel bilgilerinizle şantaj yapıldığını fark ettiğiniz anda, atmanız gereken ilk ve en önemli adım, delilleri toplamak ve muhafaza etmektir. CMK’nın 217. maddesi uyarınca hâkim, yalnızca hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillere dayanarak karar verebilir. Şantaj ve tehdit mesajları, doğası gereği dijital ortamda bulunduğu için, delillendirme süreci özel bir dikkat ve özen gerektirir. Şantaj mesajını aldığınız anda, bu mesajın ekran görüntüsünü, tarih ve saat bilgisi görünecek şekilde alın. Ekran görüntüsünü alırken, mesajın gönderildiği platformun arayüzünün tam olarak göründüğünden, gönderenin kullanıcı adı, profil fotoğrafı ve telefon numarası gibi kimlik bilgilerinin net olduğundan emin olun. Yalnızca şantaj içeren mesajı değil, mümkünse gönderenin profil sayfasını, varsa önceki konuşmaları ve mesajın bağlamını gösteren tüm ekran görüntülerini alın. Bu ekran görüntülerini, bilgisayarınızda güvenli bir klasörde, harici bir bellekte ve bulut depolama hizmetinde olmak üzere en az üç farklı yerde yedekleyin. Ayrıca, ekran görüntülerini bir USB belleğe veya CD’ye kaydederek fiziksel bir kopyasını da oluşturmanız, savcılığa sunmanız açısından faydalı olacaktır.

Eğer şantaj telefonla yapıldıysa, mümkünse görüşmeyi kaydedin. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik içtihadı uyarınca, bir suçun ispatı amacıyla, hukuka aykırı bir müdahale olmaksızın alınan ses kayıtları hukuka uygun delil sayılır. Ancak bu kaydı başkalarıyla paylaşmaktan kaçının; yalnızca yetkili makamlara sunmak üzere saklayın. Operatörünüzden HTS raporu talep ederek, şantajcının sizi hangi tarih ve saatlerde, kaç kez aradığını gösteren resmî bir belge de elde edebilirsiniz.

Şantajcının sizden para talep etmesi ve bu parayı bir banka hesabına yatırmanızı istemesi halinde, bu hesap bilgilerini mutlaka kaydedin. IBAN numarası, hesap sahibinin adı ve banka bilgileri, failin kimliğinin tespit edilmesinde en kritik ipuçlarıdır. Eğer para transferi yaptıysanız, banka dekontunu, EFT/havale makbuzunu veya kredi kartı ekstresini mutlaka saklayın. Bu belgeler, hem maddi zararınızın ispatı hem de failin tespiti için hayati önem taşır.

Şantaj anında yanınızda bulunan veya şantaj mesajlarını gören kişiler varsa, onların tanıklığından faydalanabilirsiniz. Tanıkların adını, soyadını, iletişim bilgilerini not edin ve mümkünse kendilerinden yazılı bir beyan vermelerini rica edin. Tanık beyanları, özellikle failin kimliğinin tespit edilemediği veya delillerin yetersiz kaldığı durumlarda, soruşturmanın seyrini değiştirebilecek güçtedir.

Suç Duyurusu ve Başvuru Yolları

Delilleri topladıktan sonra, vakit kaybetmeden Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmalısınız. Suç duyurusu, CMK’nın 158. maddesi uyarınca sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Ancak konunun karmaşıklığı ve delillerin çokluğu nedeniyle, yazılı bir dilekçe ile başvurmanız çok daha etkili olacaktır. Suç duyurusu dilekçenizde, kimlik bilgilerinizi, şantaj yapan kişi hakkında bildiğiniz her türlü bilgiyi (kullanıcı adı, profil bağlantısı, telefon numarası, e-posta adresi, banka hesap bilgileri), şantaj mesajlarının içeriğini, tarihlerini ve sıklığını, sizden talep edilen menfaati, bu mesajların sizde yarattığı psikolojik etkiyi ve elinizdeki tüm delillerin bir listesini ayrıntılı olarak belirtmelisiniz. Dilekçenize, ekran görüntülerinin çıktılarını, varsa ses kayıtlarının bulunduğu CD veya USB belleği, banka dekontlarını, tanık bilgilerini ve diğer delilleri eklemelisiniz.

Savcılık, suç duyurusunu aldıktan sonra CMK m. 160 uyarınca soruşturma başlatacaktır. Soruşturma kapsamında, savcılık sosyal medya platformuna veya ilgili servis sağlayıcıya müzekkere yazarak şantaj mesajlarını gönderen kullanıcının IP adresi, kayıtlı e-posta adresi, telefon numarası gibi kimlik bilgilerini talep edecektir. 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 8. maddesi uyarınca, içerik ve yer sağlayıcılar bu bilgileri talep üzerine adli makamlara sunmakla yükümlüdür. Ayrıca, paranın transfer edildiği banka hesabı üzerinde de inceleme yapılarak, hesap sahibinin kimliği tespit edilmeye çalışılır. Failin kimliği belirlendikten sonra, hakkında yakalama ve gözaltı kararı çıkarılabilir, evinde veya işyerinde arama yapılabilir ve dijital materyallerine el konulabilir. Soruşturma sonunda yeterli delil bulunması halinde iddianame düzenlenerek kamu davası açılır. Bu aşamada, siz de “katılan” (müdahil) sıfatını alarak davaya aktif olarak katılabilir, delil sunabilir ve hükmü kanun yollarında denetletebilirsiniz (CMK m. 237).

KVKK’ya Başvuru ve Kişisel Verilerin Korunması

Kişisel bilgilerinizin şantaj amacıyla kullanılması, aynı zamanda 6698 sayılı KVKK kapsamında da ciddi bir ihlal teşkil eder. KVKK’nın 12. maddesi, veri sorumlularına, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini engellemek ve verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbiri alma yükümlülüğü getirir. Eğer kişisel verileriniz bir veri sorumlusu (örneğin, bir banka, bir e-ticaret sitesi, bir sosyal medya platformu) tarafından korunamadığı için sızmış ve şantajcının eline geçmişse, bu veri sorumlusuna karşı KVKK’nın 11. maddesi uyarınca başvurarak, zararınızın giderilmesini talep edebilirsiniz. Veri sorumlusu, başvurunuza en geç otuz gün içinde cevap vermek zorundadır. Başvurunuzun reddedilmesi veya yetersiz bulunması halinde, Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na şikâyette bulunabilirsiniz.

Ayrıca, KVKK’nın 14. maddesi uyarınca, kişisel verilerinizin kanuna aykırı olarak işlenmesi nedeniyle uğradığınız zararların tazmini için, genel hükümlere göre tazminat davası açabilirsiniz. Bu dava, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür ve veri sorumlusunun kusuruna dayanır.

İçeriğin Yayından Kaldırılması ve Erişimin Engellenmesi

Şantajcı, tehdidini gerçekleştirerek kişisel verilerinizi internette yayınlamışsa, bu içeriğin bir an önce yayından kaldırılması ve erişimin engellenmesi için ivedilikle harekete geçmeniz gerekir. 5651 sayılı İnternet Kanunu’nun 9. maddesi, özel hayatın gizliliğini ihlal eden içeriklere karşı özel ve hızlı bir başvuru yolu öngörür. Bu madde uyarınca, özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler, doğrudan Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini talep edebilir. Birlik, başvuruyu aldıktan sonra en geç yirmi dört saat içinde karar vermek zorundadır. Bu başvuru yolu, mahkeme kararına gerek olmaksızın, doğrudan idari bir mekanizma aracılığıyla içeriğin yayından kaldırılmasını sağladığı için son derece etkilidir.

Bunun yanı sıra, içeriğin bulunduğu sosyal medya platformuna veya web sitesine doğrudan başvurarak da içeriğin kaldırılmasını talep edebilirsiniz. Hemen hemen tüm platformlar, özel hayatın gizliliğini ihlal eden, rıza dışı paylaşılan içeriklerin kaldırılması için başvuru formları sunar.

Maddi ve Manevi Tazminat Davaları

Kişisel bilgilerinizle şantaj yapılması nedeniyle uğradığınız zararlar, yalnızca failin cezalandırılmasıyla giderilemez. Şantajcıya kaptırdığınız para, bu süreçte çektiğiniz stres, yaşadığınız korku, endişe, uyku bozuklukları ve sosyal itibarınızın zedelenmesi gibi maddi ve manevi zararlarınızın da tazmin edilmesi gerekir. Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Manevi tazminat talebiniz ise, TBK’nın 58. maddesine dayanır. Bu madde uyarınca, kişilik hakkı hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık uygun bir miktar paranın tazminat olarak ödenmesini talep edebilir. Tazminat davası, ceza davasından bağımsız olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açılabilir.

Veri Güvenliği ve Önleyici Tedbirler

Kişisel bilgilerinizin şantaj aracı olarak kullanılmasını önlemenin en etkili yolu, proaktif veri güvenliği önlemleri almaktır. Hesaplarınız için en az 12 karakter uzunluğunda, büyük harf, küçük harf, rakam ve özel karakterler içeren güçlü ve karmaşık şifreler oluşturun. Hiçbir hesabınızda aynı şifreyi kullanmayın; her platform için benzersiz bir şifre belirleyin. Mümkün olan her platformda iki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) etkinleştirin. Bu yöntem, şifreniz ele geçirilse dahi hesabınıza erişilmesini engelleyen en etkili güvenlik katmanıdır. Sosyal medya platformlarındaki gizlilik ayarlarınızı gözden geçirerek profilinizi herkese açık olmaktan çıkarın ve yalnızca tanıdığınız, güvendiğiniz kişilerin içeriğinizi görmesini sağlayın. Telefon numaranız, e-posta adresiniz, doğum tarihiniz ve açık adresiniz gibi kişisel bilgilerinizi profilinizde paylaşmaktan kaçının.

Kişisel bilgilerinizin şantaj aracı olarak kullanılması, insanın en mahrem alanına yönelik ağır bir saldırıdır. Ancak bu saldırı karşısında çaresiz değilsiniz. TCK’da tanımlanan şantaj, tehdit ve kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi suçları; CMK’da düzenlenen etkili soruşturma usulleri; KVKK’da öngörülen veri koruma mekanizmaları; 5651 sayılı Kanun’daki erişim engelleme yolları ve 6284 sayılı Kanun’daki koruma tedbirleri, size çok boyutlu bir hukuki koruma sağlamaktadır. Önemli olan, paniğe kapılmadan, sistematik bir şekilde delilleri toplamak, bu delilleri muhafaza etmek ve vakit kaybetmeden yetkili makamlara başvurmaktır. Unutmayın ki, susmak ve geri çekilmek, faili yalnızca daha da cesaretlendirir. Hukuk, sizin yanınızdadır; yeter ki ona ulaşmayı bilin.

Sıkça Sorulan Sorular

Şantajcıya para ödedim, paramı geri alabilir miyim? Şantajcıya para transferi yaptıysanız, derhal bankanızı arayarak işlemin iptalini talep edin. Banka, alıcı hesap üzerinde bloke koyabilir. Ancak para çekilmişse, geri alınması için savcılığa suç duyurusunda bulunmanız ve akabinde hukuk mahkemesinde tazminat davası açmanız gerekir. Ceza davasında failin kimliği tespit edilir ve mahkûm olursa, mahkeme aynı zamanda ödemeye de hükmedebilir.

Şantajcı kişisel verilerimi çoktan yaydı, ne yapabilirim? Öncelikle, 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini talep edin. Ardından, savcılığa suç duyurusunda bulunarak failin cezalandırılmasını sağlayın. Verilerin yayılması nedeniyle uğradığınız maddi ve manevi zararlar için tazminat davası açabilirsiniz.

Şantajcının kim olduğunu bilmiyorum, yine de suç duyurusunda bulunabilir miyim? Evet, kesinlikle bulunabilirsiniz. CMK’nın 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısı, faili meçhul de olsa soruşturma başlatmakla yükümlüdür. IP adresi, telefon numarası, banka hesap bilgileri gibi dijital izler üzerinden failin kimliği tespit edilebilir. Failin kimliğini bilmiyor olmanız, suç duyurusunda bulunmanıza engel değildir.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, yasal haklarınızı öğrenmeniz ve bilinçlenmeniz amacıyla, sosyal sorumluluk bilinciyle ve toplumsal fayda gözetilerek hazırlanmıştır. Yazının iş elde etme amacı bulunmamaktadır. Ancak, okuduğunuz yazıyla ilgili herhangi bir hukuki sorununuz veya sorularınız varsa, aşağıdaki iletişim bilgilerimizden ya da İletişim Sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Gizlilik

Avukatlık mesleğinin en önemli etik ilkelerinden biri gizlilik olup, hukuk büromuz; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile belirlenen gizlilik ve sır saklama ilkesini büyük bir özen ve hassasiyet göstererek uygulamaktadır. Bununla beraber ofisimiz, müvekkillere ait bilgi, belge ve verileri sır tutma yükümlülüğü ve veri sorumluluğu kapsamında gizli tutmakta, üçüncü kişilerle ve kurumlarla hiçbir durumda ve hiçbir şekilde paylaşmamaktadır. Bu bağlamda ofisimiz, dava dosyaları ile ilgili sır saklama yükümlülüğüne uyulacağını yazılı olarak da ilke edinmiştir.

Bu makale, Ankara Barosu’na kayıtlı Avukat Nasuh Buğra Karadağ tarafından, yalnızca bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Avukat Nasuh Buğra Karadağ, Ceza Hukuku ve Bilişim Hukuku alanlarında uzmanlaşmış olup, Türkiye Barolar Birliği sicil numarası 166589 ve Ankara Barosu sicil numarası 36075 ile kayıtlıdır. Yayınlanmış eserleri arasında, Seçkin Yayınevi tarafından Nisan 2024’te yayımlanan Dijitalleşme Çağında Hukuk: Yeni Teknolojilerin Hukuk Sistemlerine Etkileri adlı kitabı ile yabancılara Türk hukuk sistemini temel düzeyde anlatmak amacıyla hazırladığı ücretsiz e-kitaplar Turkish Civil Law Handbook for Foreigners, Turkish Criminal Law Handbook for Foreigners ve Turkish Business Law Handbook for Foreigners yer almaktadır. Hukuki hizmetlerinin resmiyetini ve yetkinliğini teyit etmek isteyen kişiler, Türkiye Barolar Birliği’nin resmi web sitesi (www.barobirlik.org.tr) veya Ankara Barosu’nun çevrim içi platformları aracılığıyla doğrulama yapabilirler. Bu makalenin tüm hakları Av. Nasuh Buğra Karadağ’a aittir. İzinsiz kopyalanması, başka bir sitede yayınlanması veya herhangi bir şekilde çoğaltılması halinde, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca maddi ve manevi tazminat davası başta olmak üzere tüm yasal haklarımız saklıdır. Makale içeriğindeki bilgiler hukuki danışmanlık niteliği taşımaz, güncel mevzuat ve içtihat değişiklikleri için mutlaka bir avukata danışınız.

Hafta içi: 09:00 – 21:00
Cumartesi: 10:00 – 18:00
Değerlendirmeler

Av. Nasuh Buğra Karadağ

Nasuh Buğra Karadağ bir vakıf üniversitesinde burslu olarak hukuk eğitimini tamamlamış ve ardından Ankara’da, avukatlık ve yasal danışmanlık hizmeti vermeye başlamıştır. Belirli bir süredir, Ankara merkezli olarak kendi hukuk bürosunda yerli ve yabancı, bireysel ve kurumsal müvekkillerine avukatlık ve yasal danışmanlık hizmeti vermektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Translate »
Danışma Hattı