Bir Yatırım Dolandırıcılığına Maruz Kaldım, Hukuki Adımlar Neler?
Biri Bana Tehdit Mesajı Gönderiyor, Ne Yapmalıyım?
Biri Beni Özel Videolarımla Tehdit Ediyor, Ne Yapabilirim?

Biri Bana Tehdit Mesajı Gönderiyor, Ne Yapmalıyım?

Biri Bana Tehdit Mesajı Gönderiyor, Ne Yapmalıyım?

Dijital iletişim araçlarının günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmesi, kişiler arasındaki etkileşimi kolaylaştırdığı kadar, kötü niyetli kullanımları da görünür kılmıştır. Bir anlık öfkeyle yazılan bir mesajdan sistematik bir sindirme kampanyasına kadar uzanan yelpazede, tehdit içerikli iletiler bireylerin yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürmekte, psikolojik bütünlüklerini tehdit etmekte ve kendilerini güvende hissetme haklarını ihlal etmektedir. Bilişim avukatı olarak meslek hayatımda karşılaştığım vakalar göstermektedir ki, tehdit mesajı mağdurlarının büyük bir kısmı, başlangıçta durumu hafife almakta, delilleri karartmakta veya nereye başvuracağını bilememektedir. Bu yazı, bir tehdit mesajı aldığınızda atmanız gereken tüm adımları, teknolojik ve hukuki boyutlarıyla, somut kanun maddeleri ve Yargıtay içtihatları ışığında ele almak üzere kaleme alınmıştır. Amacım, mağdurun bilgiyle donanarak belirsizlikten kurtulmasını ve hukuki süreci bilinçli bir şekilde yönetebilmesini sağlamaktır.

Tehdit Suçunun Hukuki Dayanakları ve Yargıtay İçtihatları Işığında Kapsamı

Tehdit suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinde düzenlenmiştir. Birinci fıkraya göre, bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığına yönelik tehdit veya sair kötülük edileceği bildirimi ise, mağdurun şikayeti üzerine, aynı sürelerle cezalandırılır. Kanun koyucu burada, kişinin iç huzurunu ve güvenlik duygusunu korumayı amaçlamıştır; suçun oluşması için tehdidin fiilen gerçekleşmesi gerekmez, objektif olarak ciddi bir korku yaratmaya elverişli olması yeterlidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, tehdidin ciddi olup olmadığı değerlendirilirken, söylenen sözlerin mahiyeti, taraflar arasındaki geçmiş husumet, olayın oluş şekli ve failin kastı bir bütün olarak dikkate alınır. Dijital platformlardan yazılı olarak gönderilen tehdit mesajlarında, ifadelerin ekran karşısında düşünülerek yazılmış olması, çoğu zaman anlık öfkeyle söylenen sözlere kıyasla daha planlı ve bilinçli bir kastın göstergesi olarak kabul edilebilmektedir. Kanunun ikinci fıkrası tehdit suçunun nitelikli hallerini düzenler. Buna göre, tehdidin silahla, kişinin kendisini tanınmayacak hale getirerek, birden fazla kişiyle birlikte veya var olan ya da var olduğu izlenimi verilen bir suç örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi halinde ceza iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına çıkar. Bilişim hukuku perspektifinden özellikle altı çizilmesi gereken husus, kişinin kendisini tanınmayacak hale getirmesi, yani anonimleşme çabasıdır. Sahte sosyal medya hesapları açmak, IP gizleme yazılımları kullanmak veya başkasına ait bir telefon numarası üzerinden mesaj göndermek, tam da bu nitelikli halin konusunu oluşturur. Uygulamada, bir Instagram ya da Twitter hesabından gönderilen “seni bulacağım, gününü göstereceğim” şeklindeki bir mesajın dahi, Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin kararlarında belirtildiği gibi, tehdit suçunun temel şeklini oluşturmaya yeterli olduğu kabul edilmektedir. Eğer bu mesaj, sahte bir profil üzerinden gelmişse, fail hakkında nitelikli tehdit hükümleri uygulanabilecek, ceza artırılabilecektir.

Dijital Delillerin Hukuka Uygun Toplanması ve Muhafaza Edilmesi

Ceza muhakemesinde delil, maddi gerçeğe ulaşmanın yegane aracıdır. Tehdit mesajı gibi dijital kaynaklı bir suç söz konusu olduğunda, delillendirme süreci bilişim hukukunun en hassas ve teknik yönünü oluşturur. Uygulamada sıkça yapılan hata, mağdurun sadece tehdit cümlesinin ekran görüntüsünü almakla yetinmesidir. Oysa günümüz teknolojisinde herhangi bir görüntü işleme yazılımıyla ekran görüntüsü üzerinde kolayca manipülasyon yapılabilmekte, yazılar değiştirilebilmekte veya sahte mesajlaşma görselleri oluşturulabilmektedir. Bu nedenle, savcılık ve mahkeme nezdinde tartışmasız kabul görecek bir delil zinciri oluşturmak için, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134. maddesinde düzenlenen bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma hükümlerinin ruhuna uygun hareket edilmelidir. Her ne kadar bu madde doğrudan kolluk işlemlerini düzenlese de, mağdurun kendi delilini güvence altına alma biçimi de bu titizliği yansıtmalıdır. Doğru delillendirme yöntemi, öncelikle konuşmanın bütünlüğünü gösteren bir ekran videosu almaktır. Mesajlaşma uygulamasına giriş yaptığınız andan itibaren, kendi profil bilgilerinizi, karşı tarafın profilini veya telefon numarasını, mesajın geldiği tarih ve saat damgasını ve tehdit içeren iletileri kesintisiz olarak gösteren bir ekran kaydı, delilin sağlamlığını önemli ölçüde artırır. Bu videoda, uygulamadan çıkış yapıp tekrar giriş yaparak mesajın sunucu kaynaklı olduğunu ve yerel bir manipülasyon olmadığını da göstermek faydalı olabilir. Ekran görüntüleri ise bu videoyu tamamlayıcı nitelikte olmalı, her bir görüntünün tarih ve saati dosya bilgilerinde korunmalıdır. Toplanan tüm bu dijital deliller, mümkün olan en kısa sürede, birden fazla ortama yedeklenmelidir. Telefon hafızası, güvenilir bir bulut depolama hizmeti ve harici bir bellek olmak üzere en az üç farklı konumda saklanması, olası veri kaybı veya cihaz arızası riskine karşı sizi koruyacaktır. Bu noktada bilişim avukatı devreye girerek, delilin hukuka uygunluğunu önceden değerlendirir, gerekirse noter kanalıyla tespit yapılmasını organize eder. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 401. maddesi uyarınca, delil tespiti davası ikame ederek, mahkeme kanalıyla resmi bir tespit yaptırılması da mümkündür ve bu yöntem delilin ispat gücünü zirveye taşır.

Tehdit Failinin Tespiti Süreci ve Bilişim Hukukunun Sağladığı İmkanlar

Tehdit mesajını gönderen kişinin kimliğinin tespit edilmesi, soruşturmanın en kritik aşamalarından biridir. Mağdur, çoğu zaman karşısındakinin anonim bir profil olduğunu görüp umutsuzluğa kapılır. Oysa bilişim hukuku, bu tür durumlar için etkili mekanizmalar sunmaktadır. Şikayet üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna (BTK) başvurarak veya doğrudan ilgili platformlara müzekkere yazarak, IP adresi, port bilgisi, trafik logları ve bağlantı zaman damgalarını talep edebilir. Günümüzde WhatsApp, Instagram, Telegram gibi platformlar, yargı makamlarından gelen resmi taleplere belirli ölçüde yanıt vermektedir. Özellikle Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) ve Türkiye’nin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında, suçun aydınlatılması amacıyla veri paylaşımı yapılabilmektedir.

IP adresinin tespit edilmesinin ardından, ilgili internet servis sağlayıcısından (İSS) o IP adresinin hangi aboneye tahsis edildiği bilgisi istenir. Bu aşamada dikkat edilmesi gereken husus, IP adresinin her zaman doğrudan faili göstermeyebileceğidir; ortak kullanılan bir Wi-Fi ağı, bir internet kafe ya da VPN gibi araçlar söz konusu olabilir. İşte bu noktada, soruşturmanın derinleştirilmesi ve diğer dijital izlerin sürülmesi gerekir. Eğer tehdit bir GSM hattı üzerinden SMS veya arama yoluyla gelmişse, HTS (Historical Traffic Search) kayıtları yani tarihçeli arama ve sinyal trafik dökümleri, baz istasyonu bilgileriyle birlikte, failin kimliğine ve konumuna dair son derece değerli veriler sunar. Bilişim avukatı, bu süreçte müvekkilinin çıkarlarını korumak adına savcılıktan talepte bulunarak, sadece tehdidi gönderen hattın değil, aynı kişiye ait olabilecek diğer hatların da araştırılmasını, şüphelinin dijital ayak izinin kapsamlı biçimde taranmasını talep edebilir. Uygulamada, birçok failin aynı cihazdan farklı hesaplarla tehdit mesajları gönderdiği ve IMEI kayıtları üzerinden eşleştirme yapılabildiği unutulmamalıdır.

Savcılığa Şikayet Dilekçesinin Hazırlanması ve Hukuki Strateji

Delillendirme süreci tamamlandıktan sonra, atılacak en önemli adım Cumhuriyet Başsavcılığı’na etkili bir şikayet dilekçesi sunmaktır. Şikayet dilekçesi, soruşturmanın seyrini doğrudan etkileyecek kadar önemli bir belgedir. Bu dilekçede olay, kronolojik sırayla, net ve tutarlı bir dille anlatılmalı; tehdit mesajının içeriği aynen aktarılmalı, mesajın alındığı tarih ve saat açıkça belirtilmeli, gönderenin bilinen tüm kimlik ve iletişim bilgileri eksiksiz verilmelidir. Dilekçede özellikle vurgulanması gereken nokta, tehdidin sizde yarattığı objektif korku ve endişe halidir; zira suçun unsurlarından biri de budur. Yargıtay kararları, tehdidin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratıp yaratmadığını değerlendirirken, mağdurun beyanlarını ve olayın özelliklerini esas almaktadır. Dilekçe ekinde sunulacak dijital deliller, bir USB bellek içerisine kopyalanarak, içeriğini açıklayan bir liste ile birlikte teslim edilmelidir. Ayrıca ekran görüntülerinin ve varsa ekran videosunun çıktıları alınarak fiziksel dosyaya eklenmelidir. Bu aşamada bilişim avukatı tarafından hazırlanacak bir dilekçede, şüphelinin tespiti için hangi teknik araştırmaların yapılması gerektiği de açıkça talep edilebilir. Örneğin, ilgili platforma müzekkere yazılarak IP ve hesap bilgilerinin istenmesi, GSM operatöründen HTS ve baz istasyonu kayıtlarının talep edilmesi, şüphelinin ev veya işyeri adresinde CMK 134 kapsamında dijital cihazlara el konulması ve imaj alınması gibi spesifik talepler, soruşturmanın hızlı ve etkin yürümesini sağlar. Ayrıca, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında, eğer fail tanıdık biri ise veya aile içi bir durum söz konusu ise, tedbir talepli başvuru da aynı dilekçe ile yapılabilir. Bu kanunun 5. maddesi uyarınca hakim, fail hakkında müşterek konuttan uzaklaştırma, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme ve mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmama gibi bir dizi koruma tedbirine hükmedebilir. Bu kararlara muhalefet, ayrı bir suç olan zorlama hapsine tabidir.

Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Soruşturma Süreci

Şikayet dilekçeniz savcılık tarafından işleme alındığında, dosya genellikle ihtisaslaşmış bir birim olan Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne gönderilir. Bu birimler, dijital delil analizi konusunda özel eğitimli personelden oluşur ve olayı teknik olarak derinlemesine inceler. Soruşturma sürecinde, şüphelinin kimlik tespiti için BTK ve İSS’lerden gelen bilgiler analiz edilir, gerektiğinde açık kaynak istihbaratı (OSINT) yöntemleriyle şüphelinin diğer dijital izleri sürülür. Eğer yeterli şüphe oluşursa, savcılık tarafından Sulh Ceza Hakimliği’nden alınacak bir kararla, şüphelinin ikametgahında ve işyerinde arama yapılabilir, dijital cihazlarına el konularak imajı alınabilir. Alınan dijital materyaller, özel yazılımlar kullanılarak silinmiş verilerin geri getirilmesi (data recovery) de dahil olmak üzere kapsamlı bir adli bilişim incelemesine tabi tutulur. Bu incelemede, tehdit mesajının gönderildiği cihazın tespiti, mesajın yazıldığı zaman dilimi, kullanılan dil ve üslup analizi gibi pek çok unsur değerlendirilir. Bilişim avukatınız, bu aşamada soruşturma dosyasını inceleyerek, eksik görülen teknik araştırmaların yapılmasını talep edebilir, müvekkilin haklarını koruyacak itirazlarda bulunabilir.

Şikayetçi Olduktan Sonraki Psikolojik ve Pratik Güvenlik Adımları

Hukuki süreç devam ederken, mağdurun günlük yaşamını güven içinde sürdürebilmesi için alması gereken bir dizi pratik önlem bulunmaktadır. Tehdit, sadece hukuki bir mesele değil, aynı zamanda bireyin kendini güvende hissetme hakkına yönelik bir saldırıdır. Bu nedenle, fiziksel güvenlik rutininizi gözden geçirmek, kısa vadede size kontrol hissini geri kazandıracaktır. Günlük güzergahlarınızı çeşitlendirmek, belirli saatlerde yalnız başınıza ıssız yerlerde bulunmamak, ev ve iş yeri güvenliğini artıracak küçük dokunuşlar yapmak önemlidir. İçişleri Bakanlığı tarafından geliştirilen KADES uygulaması, sadece kadınlar için değil, acil yardıma ihtiyaç duyan herkesin kullanımına açık olan, tek tuşla en yakın kolluk birimine konum bilgisiyle birlikte ihbarda bulunan hayati bir araçtır. Bu uygulamanın telefonunuzda yüklü ve aktif olduğundan emin olun.

Dijital güvenlik alanında ise çok daha kapsamlı bir strateji izlenmelidir. Sosyal medya hesaplarınızın gizlilik ayarlarını gözden geçirerek, sadece arkadaşlarınızın görebileceği şekilde sınırlandırın. Mümkünse, konum bilgisi paylaşan uygulamaları devre dışı bırakın ve fotoğraflarınızda otomatik konum etiketi eklenmesini engelleyin. İki faktörlü kimlik doğrulama, bugün gelinen noktada artık bir seçenek değil, bir zorunluluktur; tüm kritik hesaplarınızda bu özelliği etkinleştirin. Şifrelerinizi, daha önce kullandıklarınızdan tamamen farklı, güçlü kombinasyonlarla güncelleyin. Tehdit mesajını aldığınız platformda, faili mutlaka engelleyin ve platformun şikayet mekanizmasını kullanarak hesabı raporlayın. Bu raporlama, platform güvenlik ekibinin o hesabı askıya almasına ve böylece failin başka kişilere de zarar vermesinin önüne geçilmesine yardımcı olur. Unutmayın ki, dijital güvenlik önlemleri, hukuki sürecin tamamlayıcısıdır ve sizi çevrimiçi risklerden korur.

Bilişim Avukatının Müvekkile Sağladığı Hukuki Avantajlar

Tehdit mesajı gibi dijital suçlarda, alanında uzman bir bilişim avukatı ile çalışmak, sürecin hem daha hızlı hem de daha etkin yürümesini sağlar. Bilişim avukatı, dijital delillerin hukuka uygunluğunu değerlendirirken, aynı zamanda bu delillerin teknik olarak sağlamlığını da sorgulayabilir. Bir ekran görüntüsünün meta verisinin (metadata) korunup korunmadığı, IP adresinin dinamik mi statik mi olduğu, platformdan gelen yanıtın eksiksiz olup olmadığı gibi konular, teknik bilgisi olmayan bir hukukçunun gözünden kaçabilir. Oysa bilişim avukatı, bu ince detayları fark ederek savcılığa ek taleplerde bulunabilir, eksikliklerin giderilmesini sağlayabilir.

Ayrıca, tehdit suçu şikayete tabi suçlar arasında yer alsa da, uzlaştırma kapsamındadır. Uzlaştırma sürecinde, bilişim avukatınız müvekkili adına en doğru pozisyonu belirler; failin samimi olup olmadığını, uzlaşmanın mağdur açısından faydalı olup olmayacağını stratejik olarak değerlendirir. Eğer tehdit, şantaj veya özel hayatın gizliliğini ihlal gibi başka suçlarla birlikte işlenmişse, suç vasfının doğru belirlenmesi ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması için hukuki mücadele verir. Bilişim avukatı aynı zamanda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları ışığında, devletin pozitif yükümlülüklerini hatırlatarak, etkin soruşturma yapılması konusunda savcılık nezdinde baskı unsuru oluşturabilir. Maddi ve manevi tazminat davaları da bu sürecin önemli bir parçasıdır; tehdit nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini için açılacak davalarda, bilişim avukatı emsal Yargıtay kararlarıyla desteklenmiş etkili bir dava dilekçesi sunarak müvekkilinin mağduriyetinin bir nebze de olsa giderilmesini sağlar.

Kovuşturma Aşaması ve Dava Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Savcılık soruşturmasının sonunda yeterli delil toplanır ve iddianame düzenlenirse, dava Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanır. Bu aşamada mağdur, “katılan” sıfatını alarak davaya müdahil olabilir ve bilişim avukatı aracılığıyla delillerini mahkemeye sunabilir. Mahkeme sürecinde, dijital delillerin duruşmada okunması ve tartışılması sırasında, delillerin orijinalliği ve bütünlüğü sorgulanabilir. Fail tarafı, “mesajı ben göndermedim, hesabım çalındı” gibi sıklıkla karşılaşılan bir savunma ileri sürebilir. Bu tür savunmaların çürütülmesi, işte tam da delillendirme sürecinin ne kadar titiz yapıldığına bağlıdır. Eğer ekran kaydı alınmış, IP eşleştirmesi yapılmış, platformdan gelen yanıt ile gönderici bilgisi netleştirilmiş ve failin cihazına el konularak imaj incelemesi tamamlanmışsa, “hesabım çalındı” savunması havada kalacaktır. Mahkeme, tüm bu delilleri serbestçe takdir edecek ve vicdani kanaatine göre karar verecektir. Mahkumiyet halinde, fail hakkında TCK 106 uyarınca hapis cezasına hükmedilir; ayrıca tekerrür hükümleri, erteli cezalar ve denetimli serbestlik gibi kurumlar devreye girer. Bilişim avukatınız, duruşmalarda sizin adınıza söz alarak, mütalaaya karşı beyanlarınızı sunar ve adil bir yargılama sürecinin garantörü olur.

Tehdit Suçunun Diğer Suçlarla Birlikte İşlenmesi Hali

Uygulamada, tehdit mesajı çoğu zaman tek başına bir suç olarak karşımıza çıkmaz. Yanında sıklıkla hakaret, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal veya kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi gibi suçlar da bulunur. Örneğin, fail tehdit mesajında aynı zamanda mağdura ağır hakaretlerde bulunuyorsa, ayrıca TCK 125 kapsamında hakaret suçu da oluşur. Eğer fail, “bana şu parayı vermezsen görüntülerini yayarım” diyorsa, bu eylem TCK 107’de düzenlenen şantaj suçunu meydana getirir. Failin mağdura ait özel fotoğrafları ele geçirerek bunları yaymakla tehdit etmesi ise, TCK 136 kapsamında kişisel verileri hukuka aykırı verme veya ele geçirme suçunu ve TCK 134’teki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu da gündeme getirir. Bu tür iç içe geçmiş suçların varlığında, bilişim avukatı her bir suçun unsurlarını ayrı ayrı değerlendirir, fikri içtima veya gerçek içtima kurallarının uygulanmasını talep ederek, failin hak ettiği cezayı alması için çalışır. Ayrıca, bu tür durumlarda 6284 sayılı Kanun’un sağladığı koruma tedbirlerinin kapsamı da genişler ve mahkeme, failin mağdurun evine, işyerine, okuluna yaklaşmasını yasaklamakla kalmaz, aynı zamanda mağdurun kişisel verilerinin yayılmasını önleyici tedbirler de alabilir.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, yasal haklarınızı öğrenmeniz ve bilinçlenmeniz amacıyla, sosyal sorumluluk bilinciyle ve toplumsal fayda gözetilerek hazırlanmıştır. Yazının iş elde etme amacı bulunmamaktadır. Ancak, okuduğunuz yazıyla ilgili herhangi bir hukuki sorununuz veya sorularınız varsa, aşağıdaki iletişim bilgilerimizden ya da İletişim Sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Gizlilik

Avukatlık mesleğinin en önemli etik ilkelerinden biri gizlilik olup, hukuk büromuz; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile belirlenen gizlilik ve sır saklama ilkesini büyük bir özen ve hassasiyet göstererek uygulamaktadır. Bununla beraber ofisimiz, müvekkillere ait bilgi, belge ve verileri sır tutma yükümlülüğü ve veri sorumluluğu kapsamında gizli tutmakta, üçüncü kişilerle ve kurumlarla hiçbir durumda ve hiçbir şekilde paylaşmamaktadır. Bu bağlamda ofisimiz, dava dosyaları ile ilgili sır saklama yükümlülüğüne uyulacağını yazılı olarak da ilke edinmiştir.

Bu makale, Ankara Barosu’na kayıtlı Avukat Nasuh Buğra Karadağ tarafından, yalnızca bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Avukat Nasuh Buğra Karadağ, Ceza Hukuku ve Bilişim Hukuku alanlarında uzmanlaşmış olup, Türkiye Barolar Birliği sicil numarası 166589 ve Ankara Barosu sicil numarası 36075 ile kayıtlıdır. Yayınlanmış eserleri arasında, Seçkin Yayınevi tarafından Nisan 2024’te yayımlanan Dijitalleşme Çağında Hukuk: Yeni Teknolojilerin Hukuk Sistemlerine Etkileri adlı kitabı ile yabancılara Türk hukuk sistemini temel düzeyde anlatmak amacıyla hazırladığı ücretsiz e-kitaplar Turkish Civil Law Handbook for Foreigners, Turkish Criminal Law Handbook for Foreigners ve Turkish Business Law Handbook for Foreigners yer almaktadır. Hukuki hizmetlerinin resmiyetini ve yetkinliğini teyit etmek isteyen kişiler, Türkiye Barolar Birliği’nin resmi web sitesi (www.barobirlik.org.tr) veya Ankara Barosu’nun çevrim içi platformları aracılığıyla doğrulama yapabilirler. Bu makalenin tüm hakları Av. Nasuh Buğra Karadağ’a aittir. İzinsiz kopyalanması, başka bir sitede yayınlanması veya herhangi bir şekilde çoğaltılması halinde, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca maddi ve manevi tazminat davası başta olmak üzere tüm yasal haklarımız saklıdır. Makale içeriğindeki bilgiler hukuki danışmanlık niteliği taşımaz, güncel mevzuat ve içtihat değişiklikleri için mutlaka bir avukata danışınız.

Oyla
0,0/5 - (0 oy)
Add a comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »
Danışma Hattı